Klarnetin Efendisi Türkan KANDIRALI / Tolga Tamer - BİZİM KOCAELİ

| 13 Nisan 2013 | Röportajlar

Klarnetin Efendisi Türkan KANDIRALI / Tolga Tamer - BİZİM KOCAELİ haberi resmi

Klarnetin efendisi... 12 Nisan 2013, Cuma - 13:22Onu herkes tanımalı! Evet tanımalı, çünkü Türkan Kandıralı'yı bir defa canlı dinlerseniz emin olun, bir daha izlemek için her daim fırsat kollayacaksınız.
Bu haberi yazdır Haber ihbarında bulun Bu haberi arkadaşınla paylaş Google Bookmarka Ekle Facebook'ta Paylas Digg Profiline Ekle del.icio.us Profiline Ekle RSS
Tolga TAMER

Aylar önce, sevgili Erhan Güleryüz beni arayarak, bir Türkan Kandıralı gecesine davet etmişti. 

O zaman kadar yaptıkları müzik ve şovla ilgili hiçbir fikrim yoktu. 

Hatta sıradan bir fasıl gecesi olarak geçeceğini bile düşünmüştüm. 

Ancak Türkan Kandıralı ve 10 kişilik muhteşem ekibi o gece resmen beni benden aldı.

Normalde dinlediğim müzik türüyle alakası olmamasına rağmen, gece boyunca yaptıkları müziği ve sahnedeki enerjilerini tüylerim diken diken olarak izledim. 

Türkan Kandıralı ve ekibi daha sonra da birçok defa İzmit'e geldi. 

Bu gecelerin hemen hemen hepsinde yer aldım; her birinde geceyi aynı hislerle kapattım. 

***

Farklı oldukları her hallerinden belli. 

Türkan Kandıralı gecelerine ilk katılanlar, gecenin sonunda genellikle benzer şeyleri söylüyor: 

"Söylemişlerdi ama bu kadarını hayal edememiştik. İnanılmaz!!! Biz iyi müzik, kaliteli ortam nedir unutmuşuz. Bir dahaki sefere ilk rezervasyonu ben yaptıracağım."

Türkan Kandıralı ve ekibindeki 10 kişi, yıllarca İstanbul'un en iyi gazinosu olan Maksim'in kadrolu sanatçılarıymış.

Zeki Müren'den Muazzez Abacı'ya, Bülent Ersoy'dan İbrahim Tatlıses'e... Hepsine onlar çalmış.

Yani aslında bu ekip, bir dönemden geriye kalan son hatıralar; efsane gibiler. 

Birçoğu 65 yaşının üzerinde, ancak sahnede öyle bir devleşiyorlar ki inanın siz izlemekten yorulursunuz. 

Her biri ayrı ayrı şov yapıyor ve siz yediğinizi, içtiğinizi, masada konuştuğunuzu unutup, pür dikkat sahnedeki şovu izliyorsunuz. 

Geceyi genellikle, onları ayakta alkışlamaktan yorgun düşmüş olarak bitiriyorsunuz.

Her biri birbirinden sempatik, mütevazi ve enerjik. Onları sahnede izlerken, yılların deneyimini, İstanbul'un şaşaalı gazino dönemlerinin en başarılı isimlerinigerçek sanatçıları izlediğinizi ayırt edebiliyorsunuz.

***

Bir kaç hafta boyunca izlediğim bu Türkan Kandıralı gecelerini kendi köşemden yazmıştım. 

Sevgili Zeynep Akar en sonunda isyan etti... Bana, "Yeter Tolgaaaa!! Bu ne böyle, her hafta TürkanKandıralı yazıyorsun!" demeye başladı.

Ancak, bir akşam benimle beraber geldiği bir TürkanKandıralı gecesinin sonunda, "Tolgaaa! Az bile anlatmışsın, hayatımda böyle bir şey görmedim. İlk iş ben de yazacağım" dedi.

Sonrasında ise hemen bir röportaj ayarladık. 

Zeynep'le ikimiz sorduk, Türkan Kandıralı cevapladı. 

İşin en eğlenceli kısmı ise röportaj için fotoğraf çekimini yaptığımız anlardı. 

Ben de aralarında sahnedeki yerimi aldım ve karga sesimle bu inanılmaz ekibin solisti oldum...

 

Türkan bey, bu klarnet aşkı nereden geliyor?
Klarnet hayatıma ben daha 3 yaşındayken girdi. Babam İsmail Kandıralı, amcalarım İhsan Kandıralı, MustafaKandıralı, Refik Kandıralı ve dedem Refik Kandıralı... Klarnet ailemizin olmazsa olmazıydı. Yani yetenek genlerden geliyor. Böyle bir aileden gelip klarnet çalmamam enteresan olurdu.

 

Klarnet en zor enstrümanlardan biri olarak bilinir, bu doğru mu?
Tekniğini bildikten sonra zor değil, ancak tabii ki çok sevmek ve iyi çalmayı istemek gerekiyor. Bu tekniği öğrendikten sonra konuşurken aldığınız nefesle klarnet çalabilirsiniz. 

 

Yaptığınız işi nasıl tanımlıyorsunuz?
Bizim yaptığımız müziği çoktandır kimse yapmıyor, yapamıyor. Bu müzik kalitesini şu anda sadeceİzmit'te değil, İstanbul'da da bulmak zor. Biz işimizin sanat olduğunun farkındayız ve bunukurallarına uyarak yapıyoruz. Sahnedeki performansımızla herkese hitap edebiliyoruz. Solistimizle birlikte 11 kişilik bir ekibiz ve her biri kendi dalında Türkiye'nin en önemli isimleri. 

 

MAKSİM'İN KADROLU SAZI

Bu sanatçıların kim olduğunu da öğrenebilir miyiz?
Tabii... ekibimiz udi Kahraman Uygun, kanuni Yılmaz Demir, ritimde Güngör Hoşses ve Kemal Dikici, bongoda Hasan Şavlı, bendirde Aykut Çapkın, kemanlarda İsmail Seymaner ve Ercan izgi, klavyede de oğlum Cenk ve benden oluşuyor. Tabii bir de solistimiz Oktay Yıldırım var. 

 

Hak ettiğiniz ilgiyi görüyor musunuz, peki?
Müzik aslında herkes için ihtiyaç. Bazı şeyler yerinde, güzel ve daha anlaşılır oluyor. Nasıl ki bazı filmleri sinemada seyretmek gerekirse bizi sahnede izlemek de öyledir. Bunun farkında olan herkes bizi bir şekilde buluyor.

 

Sizin bir de albümünüz var... 
Albümümde 7 - 8 farklı ülkenin eserlerine yer verdim. Bu  parçaları o ülkelerin insanlarına dinlettiğimde hepsi aynı şeyi söyledi. Kendi ülkelerinden olmayan birinin bu eserleri bu kadar iyi ve gerçeğe yakın çalabilmiş olmasına çok şaşırdıklarını gördüm. 

 

İZMİT DİNLEYİCİSİ ÇOK İYİ

Klarnet konusundaki yeteneğiniz sizi Türkiye'nin en önde gelen klarnet sanatçılarından biri yaptı ve senelerce Maksim'in kadrolu sanatçısı olarak çalıştınız. O yılları nasıl hatırlıyorsunuz?
Maksim Gazinosu'nun sahibi Fahrettin Aslan vefat edene kadar,  şu an İzmit Bithynia'da sahne aldığım saz arkadaşlarımla beraber Maksim'de çalıştık. 1973 yılından 2002'ye kadar Maksim'de haftanın 5 günü sahne aldık. Hatta bazı haftalar 7 gün sahneye çıktığımız oluyordu. Gazinoya büyük bir ilgi vardı. Fahrettin Aslan'ın vefatından sonra gazinosu kültürü de yavaş yavaş kaybolmaya başladı. 

 

Sanat hayatınız boyunca Türkiye'nin en ünlü isimleriyle çalışmış olmalısınız... En çok kimle paylaşmaktan keyif alıyordunuz?
Zeki Müren'den Emel Sayın'a kadar aklınıza gelen bütün sahne yıldızlarıyla çalıştık. En iyi programı Zeki Müren yapardı. Sahnelere terbiyeyi getiren kişi odur. Sahnesi, aksesuarları, sıra dışı tarzı ve Türkçesi muhteşemdi. İzlemeye gelen kitleyle ve bizlerle iletişimi inanılmaz,saçtığı enerji olağan üstüydü.

 

Şu anda İzmit'teki Club Bithynia'da 15 günde bir sahne alıyorsunuz. Buradaki dinleyici kitlesi sizce nasıl?
Biz sahnedeyken topluluğun elektriği çok önemli oluyor. İzmit'teki dinleyici çok iyi. Bana Maksim zamanını hatırlatıyor. Bildiğiniz gibi ben Kandıralıyım, belki de buralı olduğum için İzmit'te sahneye çıktığım gecelerden her zaman çok keyif alıyorum. 

 

DÜNYANIN EN İYİSİYİM

Evet, Kandıralı olduğunuzu biliyoruz. Memleketinize sık geliyor musunuz ?
Fırsat buldukça geliyorum. Orada bir çok dostum var. Ancak Kandıra ile ilgili beni üzen noktalar da var. Kandıra'nın değerleri bir bir yok oluyor. Bakın, hindisini ve yoğurdunu kaptırdı. Artık en büyük dileğim klarneti orada simgeleştirmek. Bunu kenti yönetenlere söylüyorum. Kandıra'ya bir klarnet anıtı yapılsın. Klarnet, Kandıra'nın simgesi olsun. 

 

Enstrümanına bu kadar aşık biri olarak, yetiştirdiğiniz genç yetenekler var mı, ders veriyor musunuz?
Evde özel olarak ders verdiğim, yetiştirdiğim öğrencilerim var. Bu işi iyi öğrenmek için en önemli şart, iyi bir klarnete sahip olmak, çünkü kesinlikle kötü enstrümanla iyi müzisyen olunmuyor. Bunun dışında gerçekten yetenekli bulduğum çocuklarla çalışıyorum. Kendilerini hemen belli ediyorlar.

 

Ülkemizde bir çok klarnetçi var... Sizce en iyisi kim?
Evet, Türkiye'de bu enstrümanı iyi çalan gençler var... Ama tereddütsüz olarak söyleyebilirim ki, dünyada benden iyisi yok! Herkesi dinliyorum ama kimseyi kendimden daha iyi bulmuyorum. Benim şanssızlığım Amerika'da olmamak. Eğer Amerikalı olsaydım beni şuan bütün dünya tanıyordu.