Şenol AKYÜZ

Şenol AKYÜZ

ETA Özel Güvenlik

İzmit'in yetiştirdiği değerlerden bir tanesi. Hizmet sektörünün en başında gelen güvenlik firmalarından, en büyüğü diyebileceğimiz ETA GÜVENLİK ile yaptık söyleşimizi. ETA kendi bünyesinde birçok işi bir arada yürütüyor. Kurucusu ŞENOL AKYÜZ, çocuğu gibi büyüttüğü şirketinde yaşlanmayı umuyor. Yerinde saymadan, her yeniliği takip ederek, hizmet alanlarının sınırını gitgide genişletiyor. "Hizmet bizim işimiz" diyerek, gelen her türlü talebe cevap verecek kadar kendisine güveniyor.
***
Şirket içindeki deneyimli ekibin varlığı daha kapıda hissediliyor. İyi bir ekiple bu işin olacağına adı gibi inanmış Şenol Bey ve o işin menşeinden gelen kişilerden kurmuş kemik kadrosunu. İlgimi çeken en önemli ayrıntı, Şenol Bey'in bu işi yapıyorum diye, güvenliği övüp durmamış olmaması. Aksine, verilen eğitimin kendisini tatmin etmediğinden, işçiye uygulanan fiyat politikasının yetersizliğinden, sendikal bir faaliyet içinde bulunamamalarından dem vurdu. Yüreklice kendi sektörünün eksiklerini anlattı.
***
Dünya görüşü evrensele yayılan ve geniş bir çerçeveden bakan Şenol Bey, her ne kadar bir siyasi partiye bağlı gibi gözükse de katı, keskin, ideolojik bakmıyor bulunduğu çizgiden. Herkesin, her partinin bu ülkeye gerekli olduğunu, hepsinin farklı katkıları olduğunu düşünüyor. Daha fazla ayrıntıyı, buyrun röportajımızın içinde okuyun. Huzurlu kalın.

Şenol Bey sizi tanıyarak sohbetimize başlayalım...

1973 Kocaeli doğumluyum, ailemiz Kandıralıdır ama yıllar önce Gebze'ye göç etmişler. İlk, orta ve liseyi Gebze'de okudum. Açıkçası yüksekokul okuma ihtiyacı hissetmedim.

Neden okuma ihtiyacı hissetmediniz, peki?

Bazı ailevi sebeplerden dolayı okuyamadım ve erkenden ticaret hayatına atıldım. Askerlik falan derken, erken yaşta da bir evlilik yaptım. Şimdi 17 yaşında bir oğlum var.

İş hayatına başlangıcınız nasıl ve nerede oldu, Şenol Bey?

Arkadaşımın vasıtasıyla, bir dönem şirketin birinde Gebze'de yöneticilik yapmaya başladım. Sadece yüksekokul okumakla yönetici olunabileceğine inanmıyorum; insan kendi kendini eğitebiliyor. Ben de bu şekliyle orada iki sene yöneticilik yaptım, hatta genel müdür yardımcılığına kadar terfi ettim.

KENDİ ŞİRKETİMİ KURDUM, ORTAĞIM YOK

Şirketin iş alanı neydi, peki?

Uluslararası taşımacılık yani lojistikle ilgiliydi. Kamyon ve TIR taşımacılığı yapan bir şirketti. Orada iki yılda iyice piştim, ticaretle ilgili daha bir akıcı hale geldim. 1997 yılında da kendi şirketimi kurmaya karar verdim ve ETA'yı kurdum.

ETA'nın açılımı nedir? Yani güvenlik alanından mı giriş yaptınız?

ETA'nın açılımı endüstriyel taşımacılıktır, yani sektöre girişimiz lojistikle ilintilidir. O dönemde hizmet verdiğimiz fabrikalarda güvenlik denetim sistemi yoktu. Eski gözetim elemanı yani bekçilik sistemi vardı. Diyaloglarım iyiydi fabrikalarla ve bana şöyle talep geliyordu: "Şenol Bey, biz kapıdaki güvenliği değiştireceğiz veya arttıracağız, bize yardımcı olun." Baktım epey talep oluştu; bir araştırayım dedim. O zaman şimdiki gibi 5188 sayılı kanun yok... Emniyet buna ne 'yapın', ne 'yapmayın' diyor. Öylelikle birkaç fabrikaya teminle başladı güvenlik hizmetimiz.

ETA GÜVENLİK'i kurmaya başladınız yani öyle mi?

Evet, şirketimi kurdum. Hiç ortağım yoktur benim, 3 şirkette de tek başınayım. 2000 yılında da Belsa Plaza'nın güvenlik hizmeti ihalesine girdik ve aldık. Gebze'de başladığımız güvenlik sektörünü ilk biz İzmit'e taşıdık, böyle bir pazar yakaladık. Üç yıl kadar Belsa'nın güvenliğini yaptık. Esas, güvenliğin hayata geçmesi 2004 yılının sonudur. 5188 sayılı kanunun çıkması, akabinde bunun İçişleri Bakanlığı'na bağlanması ile resmiyet kazandı.

SEKTÖRÜN İLKLERİNDENİZ

Siz bu sektörün ilklerindensiniz o halde, doğru mu?

Sektörün ilklerindeniz, daha eskiyiz. O dönem Türkiye'de bulunan güvenlik şirketlerinin 15 tanesinden bir tanesiyiz bekli de ama o zaman bu işi resmi yapmıyorduk. Herkes gibi devlete bağlı olmadan, kanun çerçevesi olmadan serbest bir şeklide yapan bir şirkettik.

Sizce bunun yasallaşması iyi oldu mu?

Tabiî ki iyi oldu. En azından rekabet ortamı doğdu. Bu da kaliteli hizmet anlayışında etkili oluyor. Biz birkaç fabrikanın güvenlik işini daha aldık, iyice yayıldı. Türkiye'de 30 tane şirket varsa şimdi 2000 tane oldu.

ETA'nın bünyesinde şu an başka hangi işleri yapıyorsunuz?

Şu anda üç şirketimiz var. ETA-TEM endüstriyel temizlik, ETA endüstriyel lojistik ve tedarik hizmetleri, ETA GÜVENLİK. Bunların üçünü de ETA GRUP diye adlandırdık.

HAYATTA ÜÇ KİŞİDEN KORKARIM

Hizmet verdiğiniz yerlerden önemli sayacağınız referanslarınız var mı?

Dev firmalarla çalışıyoruz. Mesela İtalyanlar en büyük elektrik sistemi olan firmaya hem güvenlik hem içerideki lojistik personel destek hizmetini bizden alıyor. Onun dışında 6 yıldır Alarko Holding'le çalışıyoruz, Gebze'de Amerikan devi plastik baskı yapan büyük bir fabrikayla iki buçuk yıldır çalışıyoruz, Dilovası'nda limanlar var elimizde, Baysan Çelik fabrikası bizdeydi, şimdi ikinci fabrikasını da aldık, İzmit'teki toplu yaşam alanlarının güvenlik işinin büyük kısmı bizde. Kent Konut'un bütün etapları bizde, Ford Otosan villalarına başladık, yeni Taç Yaprak evleri var. Yani İzmit'te tercih edilen bir firmayız.

Peki, bir işyerini korumak mı daha zordur yoksa konut alanlarını mı?

Toplu konut güvenliği fabrika ve tesis güvenliğine hiç benzemiyor. Cosmopolit yapı olduğu için daha fazla dikkat edilmesi gerekiyor. Bu güne kadar hiç sıkıntı yaşamadık. Personelimize sürekli eğitim veriyoruz. Kriz zamanında Bursa'daki bir iplik fabrikası çok eleman çıkardı işten. Onlara 'Kapıdaki güvenliğiniz altıydı, sekiz yapın' dedim. Çünkü işsizlik çoğaldı ve risk arttı. İnsanların bakış açısı değişmeye başladı. Babamın bir lafı vardır, 'Üç kişiden korkacaksın' derdi,. 'Aç insan, korkak insan ve kıskanç kadın' yani bu üçünden korkarım ben.

GÜVENLİK TALEPLE ALAKALIDIR

Ne kadar çok güvenlik ihtiyacı varsa o kadar endişe etmek gerekir mi diyorsunuz?

Bakın bir arkadaşım bana şöyle bir şey anlattı: 'Bulgaristan'da komünizm döneminde o kadar rahattık ki! Çünkü siz ne yiyorsanız ben de onu yiyorum, sizin evinizde ne varsa, bende de o var. Böyle bir sistemde hırsızlık yok, zaten çalmak gibi bir eğilim yok. Gidiyorsunuz, ihtiyacınız olan kadar alıyorsunuz ve para geçmiyor. Çünkü devlet karşılıyor her şeyinizi." Yani kısacası güvenlik olayı taleple alakalıdır.

Söz açılmışken sormak istiyorum. Güvenlik personelini nasıl seçiyorsunuz? Tamamen kendiniz sıfırdan mı eğitiyorsunuz yoksa bu işi daha evvel yapmış veya sertifikası elinde olanlar arasından mı seçiyorsunuz?

Bizim personel bankamız var. Haftalık rutin şekilde Kocaeli'deki basın ve internet sitemiz üzerinden ilanlarımız döner. Personel o yolla bize başvurur, biz burada mülakatını yaparız, uygun görülen kişi eğitime alınır. Bu eğitim bir hafta sürer ve insan ilişkileri ile diksiyon üzerine olur. Daha sonra da diğer olması gereken özellikler aranır. Akabinde personel işbaşı yapar ve rotasyona girer. Yani iki ay işyerinde eğitim alır. Bizim buradaki ana kadromuzun hepsi asker kökenlidir.

Bunun böyle olmasını özellikle mi tercih ettiniz?

Ben denetime çok önem veririm. Denetim olmazsa mutlaka bir gün bir yerde sorun yaşarsınız. Çünkü yasalarla birlikte yetki de verilmiştir. Gözaltına alabilir, kelepçeleyebilir, kimlik sorabilir, gerekirse alıkoyabilir. Bunun için gerekli bilincin verilmesi şart ve bu da deneyimli kişilerin vereceği eğitimle olur diye düşünüyorum.

EĞİTİMLERİ YETERSİZ BULUYORUM

ETA GÜVENLİK'te silahlı eğitim veriliyor mu, Şenol Bey?

Biz silahlı personel eğitim olayımızı kapattık. Çünkü 70 veya 90 saatlik bir eğitimle bir arkadaşımızın eline silah verme riskinin altına girmedik. Vicdanen rahatsızlık duyduk bu olaydan. Biz ne kimsenin parasını alalım, ne kimseye eğitim verelim.

Güvenlik elemanına bunca yetki veriliyor. Peki, sizce yeterli eğitimden geçmiş oluyorlar mı?

5188 sayılı kanun çerçevesinde yapılan eğitim bana göre çok yetersiz. Bugün bu eğitimi veren şirketlerin hepsi olmasa da, %60'ı bu işi rant için yapıyor. 90 saatlik eğitime bile personelin tamamının katıldığını çok az gördüm. Şahıs gitsin gitmesin yerine imza atılabiliyor. 90 saatlik bir eğitimden sonra 'Git adamın trilyonluk malını koru' diyorsunuz. Ben bunu çok yetersiz buluyorum fakat biz bunu şöyle aşıyoruz. Üç ayda bir deneyimli kişilere eğitim verdiriyoruz. Mesela, şimdi bir yangın eğitimimiz var. Bu konuda itfaiye ile görüştük. Ayrıca idari kadrodaki arkadaşımız İsmail Bey zaten yangın eğitmenidir. Biz yapıcı olmaya çalışıyoruz.

Güvenlik işi daha çok iş bulmakta sıkıntı çekenlerin, tahsil durumu zayıf olanların boşlukta başvurdukları bir iş gibi geliyor bana. Yani kimse özümseyerek yapmıyor gibi hissediyorum. Bunda da devletin bu işi tam donatamamasının etkisi var gibi, değil mi?

Aslında güvenlik sektörü daha yeni yeni oturmaya başladı, Aysun Hanım. Çok boşluk var. Bir mesleği meslek yapan özelliklerin başında kişiye getirisi gelir. Dediğiniz gibi 'İş bulamazsak gider güvenlikçi oluruz' diye kursa giden çok insan bilirim. Mesela, bizim Körfez'deki bir tesiste, fizik mühendisi güvenlikçi olarak çalışıyor. 'Bak arkadaşım ODTÜ mezunusun, ne işin var burada?' dedim, 'İş bulamıyorum ve çalışmam lazım, çalışacağım' dedi. Özellikle maaşların iyileştirilmesi gerekiyor. Türkiye'de bir buçuk milyona yakın güvenlik personeli var. Belki de polisten fazla.

HİÇBİR İŞ GÜVENCESİ YOK

Bunun yanı sıra güvenlik işini yapanların yarın için aynı işte kalma güvencesi de yok bildiğim kadarıyla?

Hiçbir iş güvencesi yok. Onların sendikaya üye olma hakkı da yok, böyle bir mevzuat var. Personelin maaşlarının ve özlük haklarının iyileştirilmesi anlamında sendikanın katkısı olabilir. Sadece İzmit'te değil, Türkiye'nin her yerinde bu böyle ama ben kendi ilim için konuşuyorum.

Maaşların az olmasında güvenlik firmasının mı yoksa hizmet verdikleri firmanın mı etkisi var?

Şimdi örneğin bir firmaya gidip teklif veriyorsunuz. Burada işverenlerin de biraz yapıcı olması gerekiyor. Türkiye'de belirlenmiş yasal bir maliyet var. Personelin SSK'sı, tazminatı, işveren payı, personelin kıyafeti, yol ve yemek giderleri, derken total bir rakam çıkıyor. 'Ooo Şenol Bey çok fazla' diyor. Diyorum ki, 'Bakın, bunun altında olmaz. Benim burada oynayacağım tek şey kar marjı olur. Yani yüzde yedi kazanıyorsam, yüzde beşe çekerim onu.' 'Tamam, kalsın' deyip, dosyayı önümüze koyuyor. Ben çok yaşadım bunu. İki gün sonra bakmışsın başkası almış işi. Açıyoruz telefonu 'Ağabey ne yaptın?' diye. 'Sen beş lira verdin ama ben iki liraya vereni buldum' diyor. Dolayısıyla bu personele yansıyor.

Personelin iş güvenliği olmaması sizi de olumsuz etkiler değil mi?

Tabiî ki etkiler. Daha iyi koşullarda iş bulan çekip gidebiliyor. Mesela, biz bunu en çok Gebze'de yaşıyoruz. Sakarya'da da iş yapıyoruz ve beş yılda sadece bir kişi sirküle olmuş. O bölge biraz daha olumlu. Gebze'de bir yılda %25 neredeyse... Çünkü orada fabrika fazla. Bir yandakinin üç lira fazla maaş verdiğini duyarsa, o tarafa geçiyor. Sonuçta işverenin de özverili olması gerekiyor. Onun vermiş olduğu fiyattan personele maaşını ödüyoruz. Bizim en hassas olduğumuz konu maaşlardır. günü gününe maaşlar yatar.

SİCİL UYGULAMASINI SADECE BİZ YAPIYORUZ

Güvenlik konusunda başınıza hiç nahoş bir hadise geldiği oldu mu?

Çok şükür şu ana kadar bizi ve firmamızı etkileyen büyük bir hırsızlık, arsızlık olayı yaşamadık. Aksine çok hırsız yakaladı benim güvenliğim. Bütün firmalara bir ay içinde olan olayları rapor tutup gönderiyoruz. Şu tarihte şu olmuştu şöyle sonuçlanmıştı diye. Bir de bizim, hiçbir şirketin yapmadığı sicil uygulamamız var. Bunun sebebi şu; kişinin çalışma performansına bakıyoruz, o ay içinde on üzerinden kaç aldığını hesaplıyoruz. Aslında bu sicil uygulamasının tüm şirketlerce hayata geçmesi lazım. Mesela eleman gidiyor o gece görevliyken adı bir olaya karışıyor veya görev başında uyuyor. Bir şekilde işten atılıyor. İşten atılınca bize geliyor, ona buna gidiyor. Ortak bir sicil uygulamamız olsa, hem bizim hem diğer şirketlerin eli rahatlayacak. En azından bizim sektörümüzü lekeleyen arkadaşlarımızı elemiş oluruz. Gerçekten meslek olarak yapanlar artar.

Başarınızın sırrı nedir Şenol Bey?

Bir kere işimi çok seviyorum Aysun Hanım. Merdiven altı şirket, ya da tabela şirketi olmadık hiçbir zaman. Daha özel güvenlik nedir bilinmezken, bu hizmeti ilk yapanlardanız. Biz bunu meslek kabul ettik, bizim emekliliğimiz bu işten olacak. Sürekli yenilikleri takip ediyoruz, emniyette özel güvenlik şubeyle aralıksız görüş alışverişinde bulunuyoruz. Bir firmanın imajı kapıda başlar. Yani biz orada hem kendimizi, hem müşterimizi temsil ediyoruz. Kapıda nasıl karşılanırsanız, o firmaya algı da o yönde olur. Buna çok dikkat ediyoruz, böyle bir misyonumuz var bizim. Hizmet işi, ekip işidir. Ekibiniz donanımlı olacak ve işini özveriyle yapacak.

KOCAELİ'DE YÜZDE KIRKBEŞLERDEYİZ

Kocaeli'deki güvenlik pazarının kaçta kaçını elinizde bulunduruyorsunuz?

Kocaeli'de yaklaşık 35 tane güvenlik şirketi var. Bunların bazısı bu ilde kurulmuş şirketler, bazıları İstanbul'da kurulan şirketlerin devamı. Bu bölge sanayi bölgesi olduğu için çok talep var. Gidin Erzurum'a talep göremezsiniz. Bunun yüzdesini yapmak çok doğru değil ama hemen hemen %45'i bizde. Mesela Suadiye bölgesinin tamamı bizde gibi. Burada şöyle bir sıkıntı var. Geçmişte bazı güvenlik şirketlerinin yapmış olduğu hatalardan dolayı maalesef Kocaeli piyasası İstanbul'a kaydı. Fakat biz bu imajı yıktık. Artık Kocaelili firmayla çalışmak isteyenler çoğaldı çünkü bir telefon ediyor, benim ilgili müdürüm gidiyor. Anında müdahale ederiz olaya.

ETA GRUP bünyesinde toplam kaç kişiyi istihdam ettiriyorsunuz?

270 civarında personelimiz var ama bu likit bir olay. Hizmet sektörü neticede. Mesela bir fabrika üretim artıyor, takviye eleman isteniyor. Bir bakıyorsunuz 500 kişiye çıkmış, bir bakıyorsunuz 100 kişiye düşmüş. Ama kemikleşmiş kadromuz, 160 kişi civarında.

Bundan sonra yeni atılımlarınız, hedefleriniz olacak mı peki?

Kocaeli'de bir alarm merkezi açığı var. Biz bu olayın alt yapı çalışmasına ufaktan başladık. Emlak ve gayrimenkul sektörüne de girmiş bulunmaktayız. Rent a car şirketimiz de var aynı zamanda. Biz bir tek yemek işine girmedik bugüne kadar. Onu düşünmüyoruz da. Onun dışında hizmetle alakalı ne talep geldiyse karşıladık ve karşılamaya devam edeceğiz. Ben üretici bir firma olsaydım, ayrıntılarda boğulmadan, bütün hizmetlerimi tek elden almak isterdim, işime odaklanırdım, zaman kaybım olmazdı.

EMEKLİ BİR BABANIN OĞLUYUM

Biraz özel hayata geçelim mi Şenol Bey?

Tabii geçelim, evliyim. İki çocuğum var ikisi de Seymen Kolejinde okuyor. Kızım bu yıl ilkokula başlayacak. Eşim ev hanımı. Kışın Yuvam Akarca'da, yazın Hisareyn'deki Ford Otosan villalarında oturuyoruz. Dört kardeşin en küçüğüyüm. Emekli bir babanın oğluyum. Emeğin karşılığının ne olduğunu bilerek büyüdüm.

Sosyal birine benziyorsunuz yanılıyor muyum?

İş saati işinin başında olan biriyim. Boş zamanlarımda sevdiğim arkadaşlarımla olmayı seviyorum. Daha bir gün bile bugün işe gitmeyim veya geç gideyim kafamı dinleyim dediğim olmamıştır. İş disiplini çok yoğundur bende. Biraz da oğlak burcunun verdiği inattan ötürü olabilir. Çok fazla iş seyahatlerim olur. KOSİAD'a üye oldum. Onu da Haluk Ulusoy'un ricasıyla oldum.

DOSTLARIN DAVETİYLE AKP'YE ÜYE OLDUM

Siyasette sizin adınızı yeni duyduk Şenol Bey. AKP üyeliğiniz hayırlı olsun.

Dostlarımızın davetiyle, geçtiğimiz 28 Mart'ta AKP üyesi oldum. Benim de bir bakışım, yaşam tarzım var ama çok fazla siyasetle işim yok. Hangi partiden olursa olsun, ticaret yapıyorum ben. AKP'li, CHP'li, MHP'li olması hiç sorun değil. Hepsi lazım bu ülkeye. Hepsi belli bir kesimi temsil ediyor. Bugün BDP, Güneydoğu'daki kardeşlerimizi temsil ediyor. Bin yıllık kardeşlik var aramızda. İşin içine vatanı bölmek girince, orada bir dur demek lazım. Öyle bir şey yok, bunu kimse kabullenemez. Benim bir sürü doğulu arkadaşım, çalışanım var. Daha bir gün ağızlarından 'Kürdistan'ı kurmak istiyoruz' diye duymadım.

GÜNEYDOĞU'DA POLİS 24 SAAT RİSK ALTINDA

Kürt açılımı için ne diyorsunuz, peki?

Bence hükümet bunu beceremedi, eline ayağına dolaştırdı. Yapamadığı gibi sorunu ortada bıraktı. Ne sonuca bağladı ne de başka şey. Ortada bir ceset var ve bunu kaldıramıyorlar. Bu da sıkıntı yaratmaya başladı. Sokakta 10 yaşındaki çocuk, taş atmaya başladı. Yıllardır güvenlik sektörünün içindeyim. Çok önemli bir ayrıntı var. Güneydoğu'da sokaklarda olay çıktığında kim müdahale ediyor? Polis ediyor. Polis bir devlet memuru. Bu adam akşam işten çıkıyor, evine gidiyor, bu insanın sosyal bir hayatı var. Üzerindeki üniformayı çıkarıyor ve kahvehaneye gidiyor ya da çoluk çocuğuyla bir yerlere gidiyor. Kahvehanede sabah copladığı adamla, akşam beraber çay içiyor. Polis ne yapsın? 'İşimiz bu' diyor. Asker ise akşam oldu mu kışlasına dönüyor, yani orada sosyal hayatı yok. Güneydoğu'da sokaklardaki sorunu çözecek tek kişi askerdir. Askeri sokaktan çekmeyeceksin. Çünkü asker hiç kimseye bağlı değil, görevini yapar kışlasına döner. Polis 24 saat risk altındadır.

Çok önemli bilgiler öğrendik sizden Şenol Bey. Gerek sektörünüzle ilgili, gerek dünyevi konularda olsun. Çok güzel bir sohbet oldu benim için. Yükselen Değerler'de böylesi önemli bir firmayı ve ona emek verenleri konuk ettiğim için mutluyum. Çok teşekkür ederim.

Öncelikle geldiğiniz için ben teşekkür ederim. Bizim Kocaeli Gazetesi'ni takip ediyorum. Bizim YAŞAM'ı da çok faydalı buluyorum. Kendimizi ifade etme olanağı sunuyorsunuz. Kendinizi ifade etmenin çokça yolu vardır ama basın en önemlisidir. Beklentimiz doğrultusunda verilen bir röportajdır bu, niye çünkü İzmitliyiz, İzmit'te doğduk. Hakikatten Türkiye çapında güzel işler yaptık. Güneydoğu hariç, iş yapmadığımız yer kalmadı. ETA 1996 yılında neredeyse şimdi de aynı yerinde, aynı telefonda. Bunu tüm Kocaeli'nin bilmesini isterim. O nedenle çok memnun olduk, çok teşekkür ederim.

 BİZİM KOCAELİ - Aysun ERENKAYA

 

Bu yazı en son 28 Temmuz 2010 tarihinde güncellenmiştir.