Abdullah KÖKTÜRK

Abdullah KÖKTÜRK

Eğitimci

Abdullah Köktürk kimdir?

1955 İzmit Güvercinlik köyü doğumlu. İlkokulu Ambarcı köyünde, Ortaokulu İzmit Mimar Sinan Lisesi’nde, Liseyi İzmit Endüstri meslek lisesinde tamamladı.

1979 Balıkesir Necatibey Eğitim Fakültesi Tarih bölümü mezunu. İzmit Namık Kemal Lisesi’nde öğretmen ve idareci olarak çalıştı.

Uzun yıllar Milli Eğitim Müdürlüğünün değişik kademelerinde idarecilik yaptı. Son olarak 1994’te Gebze İlçe Milli Eğitim Şube Müdürlüğü’nden yatay geçişle Derince Belediyesi Başkan Yardımcılığı görevine başladı ve ilk belediyeciliği yakından tanıma fırsatı buldu.

2002 yılında Çevre ve Orman Bakanlığı’nda Eğitim, Kültür ve Yayın Daire Başkanlığı görevine başladı.

2004 yılında Bekirpaşa Belediyesi Başkanlığına seçilen Abdullah Köktürk, evli ve dört çocuk babası

Kandıra’daki lakabınız, Aile ve akrabalarınız

Güvercinlik Köyündeki lakabımız Kölüoğlu olarak bilinir. Yöresel ağızla (kölle) denir. Ali Osman Çavuşlar diye de anılır. Çevre köylerde lakap olarak Ali Osman Çavuşlar olarak bilinir ve söylenir.

İzmit’e bağlı güvercinlik köyünde doğmama rağmen babaannem Kandıra Kayıplar Köyünden, annemde Kandıra Çerkeşli Köyündendir. Babaannemin köyü olan Kayıplar köyü, Kandıra yolu üzerinde olup babası da o dönemin tanınmış kişilerinden namı diğer KOCAHAMZA’dır.

Kocahamza lakabı ile tanınan bu kişi, Prof. Dr. Nihat Erim’in ve Prof. Dr. Turan Güneş’in Kandıra’ya giderken mutlaka uğradığı kahvesini içtiği ve kahvaltısını yaptığı biriydi. Kızı olan Mihriban’a parti yüzünden kırgın olarak vefat etmiştir. Kocahamza diye tanınan büyük dedemiz CHP, İnönücü idi. Kızı Mihriban Demokrat Partili idi. O günlerde partilere bakış açışından da örnektir. Bu baba kız olayı ve kırgınlığın boyutları.
Babaannem tarafından Yahyalar, Hamitler, Şeyh köyü, Ocaklar ve Şabanlarda akrabalarımız hısımlarımız vardır. Yine anne ve baba tarafından Ahmethacılar Erikli (Kandıra’ya bağlı) hısım ve akrabalarımız yoğunluktaydı. Baba tarafından da Budaklar, Uzunlar ve Kalaycılar ile Bağlıca (Rockan) ve de Düğmeciler köylerinde de akrabalarımız mevcuttur..

Kocaeli Kandıralılar Derneğinin 26 Aralık 1997 tarihinde Dernek Merkezinde geçekleşen toplantısında “Tarihi Seyir İçersinde Kocaeli’nin Beşeri Coğrafyası” konulu konferansı verdiğinizi biliyoruz. Kandıra ve yaşadığınız çevrede sosyal sorumluluk adına yaptıklarınız, yapmak ve katkı vermek istedikleriniz veya öncelikle yapılmasını düşündüğünüz çalışmalar nelerdir?

Her şeyden önce, bu bölgenin insanı olarak doğduğum ve kültürünü aldığım bu coğrafyayı iyi tanımaya ve çözmeye çalıştım. Bölgemin geçmişini, bugün ve yarınını yorumlamaya çalıştım. Öğrendiğimi bildiğimi ve yorumlarımı bölge insanıyla tarih adına, coğrafya adına ve gelecek adına paylaştım.

Bölge insanının kim olduğunu ve ne olması gerektiği ile ilgili seminer ve konferanslar düzenledik. Gelecekte de karşımıza çıkacak sorunlarla ilgili olarak bildiklerimizi, yorumlarımızı halkımız ile paylaştık.

Toprakların korunmasını ve değerlendirilmesi, gençlerin geleceği, kültürümüzün yaşatılması, genişleyerek yayılan İstanbul ve İzmit’in, köyleri gelecekte nasıl etkileyeceğini yöre insanıyla paylaşmaya çalıştım ve çalışmaya devam ediyorum. Özellikle, Kandıra yöresi folklorunun gelişmesi ve tanınması ile ilgili olarak çalışmalarımız oldu.

Keten ve Mandıracılık (Dombaycılık)

Keten ve mandıracılık Kandıra yöresinin dününe damgasını vuran iki önemli olgudur. Bugünde bölge insanının ekonomik gelir ve sosyal tanıtımı açısından hem Keten, hem de Mandıracılık çok önemli rol oynayacak alanlardır. İstanbul ve İzmit’in bu yüksek nüfus ihtiyacına cevap verebilecek (tarım ve hayvancılık açısından) iki önemli faktör keten ve ürünleri ile mandacılık ve de meşhur yoğurdu Kandıra yöresini hem ihya edebilir, hem de Türkiye çapında tanıtabileceklerdir.

Mandacılık ve Kandıra yoğurdu konusunda toplantı ve seminerlerle halkımıza faydalı olma ve uyarabilme adına çalışmalarımız olmuştur ve olacaktır da.

Ayrıca Kandıra kültür ve değerlerini yeniden tanıyabilme ve de yaşatabilme adına, yöre insanının yılda bir kere de olsa bir araya gelmesini çok önemli buluyorum. Bu, Akçakoca’yı anma adına da olabilir. ‘Gözleme günü’ diye de adlandırılabilir. İsim önemli değil, ama insanların bir araya gelmesi lazım. İnsanlar birbirlerini tanımıyor. Oysa Kandıra yöresinin insanı olup ta Türkiye’ye, hatta yurt dışına dağılmış o kadar çok insan var ki. Bu insanların da bir araya gelmesi ve yöre halkıyla kucaklaşması lazım. Kültürü adına, insanlık adına ve yeni nesiller, yeni ufuklar, moraller ve destekler adına…

Kandıra ve çevre köyleri’nin insanları, yaşadıkları kültürünün farkında olma ve şehirle köylü kucaklaştırma adına sık sık paneller, konferanslar ve şenlikler yapmak durumundadır.

Kandıra o güzelim deniz sahillerinin, çok çeşitli ürün alabileceği tarlalarının, her yer de görebileceğimiz orman ve ağaçlarımızın kıymetini bilmeli. Köylerimizde de acilen şuyulandırma yapılarak (geniş ölçekli) şehirlerdeki insanlarımızdan köylere gelip planlı, programlı ev yapmalarının önü açılmalıdır.

Sosyal çevreniz, üyesi bulunduğunuz ve yöneticilik yaptığınız organizasyonlar

1980li yıllardan sonra İzmit’te Akçaova’da, Hereke’de, İzmit Namık Kemal lisesinde öğretmenlik ve idarecilik yaptım. Milli eğitimin değişik kademelerinde de görev aldım.

Derince’de uzun yıllar Belediye idareciliğinde bulundum. Şimdi de Bekirpaşa Belediyesi’nde Başkan olarak çalışıyorum.

Belediye olarak önemli ve hatırda kalacak organizasyonlar gerçekleştirdik. Uluslararası çocuk festivali, Çanakkale müzesi’ni halkımıza buluşturma, Söğüt Ertuğrul gaziyi anma programları, özellikle çocuklara yönelik birçok etkinlik ve de onları gıdalandırdığına inandığımız Günışığı dergileri v.b çalışmalar.

Kandıra ve çevre insanlarından biri olarak, doğdun ve büyüdüğün bu yöre ve insanına faydalı olabildiniz mi?

Her insan doğduğu ve büyüdüğü ortama faydalı olmaya çalışır. Bende yöresel kültürlerin tanıtılması, anlaşılması ve de yaşatılması adına katkı vermeye çalıştığıma inanıyorum.

Bu sadece Kandıra ile sınırlı da değil, geniş anlamda da kültür ve değerlerimizin korunması ve yaşatılması adına hayatım boyunca hizmette bulundum. Milleti millet yapan değerleri vardır. Bu değerlerin korunması, anlaşılması ve yaşatılmasında da her zaman hassasiyet gösterdim.

Doğasıyla, insanıyla sakin bir dönem geçiren Kandıra ve çevresi, İstanbul, İzmit ve farklı yöre insanının büyük iştahla göz diktiği bir bölge haline gelmeye başlamıştır. Dilerim bu gelişmeleri ve sıkıntıları Kandıra ve yöresi planlı programlı bir şekilde olumlu bir şekilde sonuçlandırır.

Bu yazı en son 26 Temmuz 2011 tarihinde güncellenmiştir.