Rüştü UYGUR

Rüştü UYGUR

İşletmeci

Rüştü Uygur kimdir?

Hacı Belediye olarak bilinen, Kandıra’nın ilk belediye başkanı olan ve 36 yıl başkanlık yapan (1868-1904) Hacı Mustafa Uygur’un torunuyum. Kandıra Akçakoca İlkokulu’nda, şimdi hepsi rahmetli olan, Ali Sağlam, Gönül Kucur, Şaziye Pakdik, Ali Erdoğdu gibi çok değerli öğretmenlerle ilkokulu bitirdim. Kandıra Ortaokulu’nda Mehmet Gündoğdu, Orhan Yavuz, Soner Ünalmış,Turan Evin gibi zamanın en iyi ve saygıdeğer öğretmenlerinde okudum. O zaman Kandıra’da lise olmadığından İstanbul Haydarpaşa Lisesi’ne yatılı öğrenci olarak kaydoldum. Haydarpaşa o zaman erkek lisesiydi. Yatılı okuyanlar bilir, oradan çok güzel anılarla mezun oldum. Aynı yıl İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ne girdim. 1972-1979 yılları üniversitenin en karışık ve zor yıllarıydı. Fakülteyi bitirince Kandıra’ya dönmek mecburiyeti doğdu. 1980 yılında Kandıra’ya geldim. Aynı yıl evlendim. Eşim, Ethemler’in deniz astsubayı Mehmet Sarı’nın kızı Çiğdem Uygur’dur. Bu evliliğimden iki kızım var. Biri Işıl (kimyager), diğeri de Seçil (mimar)’dır. Işıl, evli ve Adapazarı’nda Ege Kimya’da çalışıyor. Eşi Safa Cirit ise finans uzmanıdır. Seçil, İstanbul Kartal’da “Su Mimarlık” adı altında bir büro çalıştırıyor. Kendim Kandıra’da değirmen işletmeciliği yapıyorum. Bağ-Kur’dan emekli oldum. Eşim ev hanımıdır ve oda Bağ-Kur emeklisidir.

Kandıra’daki lakabınız, Aile ve akrabalarınız

Eşim tarafından Sarıoğlu ailesiyle akrabalığım var. Babam tarafından amcam, rahmetli Ragıp Uygur’dur. O’nun oğlu Dündar Uygur, çocukları Özcan ve Özkan Uygur’dur. Dündar Uygur emekli ve eşi Ayla Uygur ile birlikte Değirmendere’de oturuyor. Özcan, İstanbul’da muhasebecilik yapıyor. Özkan ise Tüpraş’ta çalışıyor. Amcamın kızı Leman ablam İstanbul Kadıköy’de oturur, emeklidir. Ablam Perihan Akalın, Ahsen Akalın ile evlidir. Üç kızı, bir oğlu vardır. Oğlu Amerika’da bilgisayar üzerine çalışmakta, kızları evli ve ev hanımıdır. 5 torunu var. Dolayısıyla Akalınlar ile aile bağım ablam vasıtasıyladır. Diğer ablam Nur Gözay, İstanbul Kadıköy’de oturur. Kocasının vefatından sonra çocukları ile yaşıyor. Bir oğlu Doğuş Holding’de muhasebede, diğer oğlu Tefken Holding’de. Kızı ise İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde İngilizce öğretmenidir. Rahmetli Vasıf Güneş ve Suavi Evin, Semercioğlulları ailesi, rahmetli Hasip Güler ailesi, Aynagöz ailesi, Tuğrul Koşar ailesi babamın yengesi tarafından akrabalarımdır. Annem tarafından ise rahmetli terzi Ramiz Vural ailesi, ayakkabıcı Selahattin Kayaöz ailesi, eniştem, dayım yengem ve teyzelerimdir. Bize aile olarak Kandıra’da Hacı Belediyeler derler. Büyük dedim rahmetli Hacı Mustafa Ağa,(Kandıra’da 36 yıl belediye başkanlığı yapan) Hacımazlı Köyü’nden 1840 yıllarında gelerek Göcecioğlu sülalesine damat olmuş. Şuanda oturduğumuz, ahşap, iki katlı ev de o tarihten beri bizim mekânımızdır.

Kocaeli Kandıralılar Derneğinin 07 Mart 1997 tarihinde Dernek Merkezinde geçekleşen toplantısında “Genel Politika ile Kandıra Üzerine Düşünce ve Görüşlerim” konulu konferansı verdiğinizi biliyoruz. Kandıra ve yaşadığınız çevrede sosyal sorumluluk adına yaptıklarınız, yapmak ve katkı vermek istedikleriniz veya öncelikle yapılmasını düşündüğünüz çalışmalar nelerdir? Sosyal çevreniz, üyesi bulunduğunuz ve yöneticilik yaptığınız organizasyonlar

Kandıra, manav tabir ettiğimiz yerleşim tipinin örneğidir. Kendi ticaretini kendi yapar. Birleşmeye, büyümeye, şirketleşmeye kapalı bir seyir izler. Kandıra’da gelişmişlik ve zenginlik göstergesi ev almak, arsa almak, yazlık ve villa sahibi olmak, lüks araba almak, bankada veya başka bir yerde yüksek miktarda nakit sahibi olmak diye özetlenebilir. Hiç kimsenin üretici olmak, fabrika yapmak, birleşip holdingleşmek, imalata yönelip en az 30-40 kişinin çalışacağı bir iş yeri kurup ekonomiye katkı sağlamak düşüncesi yoktur. Herkes kendi yaptığı işi bilir ve onunla övünür. Kendine yarar sağlamayan, daha doğrusu çıkarı olmayan hiçbir işe yatırım yapmak ve para bağlamak istemez. Bu yünden de sosyal çalışmalara, dernek ve benzeri organizasyonlara katkı sağlamak istemez. Bu örnekler yabancılar için büyük fırsattır. Kendilerine kimsenin karışmayacağı, istediği gibi hakaret edebileceği bir yerde yaşamak kim istemez. Hatta saygı ve hürmet göreceği bir yer olan Kandıra, yabancılar için bulunmaz bir cennet olarak görülebilir. Bu yüzden dışarıdan gelenlerin çoğu Kandıra’ya gelir, iş kurar, yerleşir ve kalır.

Etrafıma hep Kandıralıları alıp onlarla birlikte hakaret etmeye çok özen gösteririm.1985 yılında yeni Kandıra Spor Kulübü’nü kurduk. Vural Genç, İslam Kaçıra, Ünal Sarıçay, Sabahattin Akyıldız, Salih Zeki Uztürk, Günay Gülcü, Turan Sarı, Ahmet Güneş, İdris Duymuş, Hakkı Oruç gibi Kandıralı arkadaşlarımın desteği ile birleşerek neler yapabileceğimizi gösterdik. O dönemde yetişen onlarca çocuk, şimdi iş sahipleri. Kulübü 2005 yılına kadar devam ettirip, şimdiki arkadaşlarımıza bıraktık. Takın İzmit 1. kümeye terfi etti. Türkiye’deki tüm minder güreşlerine gittik. Kandıra Yağlı Güreşlerini başlattık. Bayan Voleybolunu getirdik. Yani yapabileceğimizin en güzelini başarıyla yapmaya çalıştık ve iyi şeyler yaptığımıza da inanıyorum.

1983 yılında Yavuz Güneş, Kazım Dinç ve birkaç arkadaşla birlikte Kandıra Doğru Yol Partisi’ni kurduk.1984 seçimlerinden sonra,1986 yılında Anavatan Partisine geçtim. İsmail Genç, Tuğrul Koşar, Nazif Akalın, Şahabettin Gebeş gibi arkadaşlarla çalıştım. Bu partide iki dönem (1994-1999) (1999-2003) belediye meclis, encümen ve Marmara Boğazı Belediyeler Birliği üyeliği yaptım. Belediye organizasyonlarında etkin görev alıp, festival ve müzik çalışmalarında bulundum. Belediye görevim sona erince, içimdeki müzik ve sosyal çevre aşkı, Kandıra’ya tekrar bir şeyler verebilir miyim düşüncesine dönüştü ve sanat-kültür yönüm ağır bastı. Tabi ki yola çıkarken sizleri teşvik eden, omuz veren arkadaşlarınıza güveneceksiniz. Kocaeli Kandıralılar Derneği’nin Kandıra’ya katkısı önemli ölçüde. (Öğrencilere verilen burslar bunun en önemli göstergesi.) Burada görev olan Dr. İsmail Çapnı, Diş Hekimi Turan Sarı, Günay Gülcü, Erdal Baykara, Ahsen Okyar, Recep Yıldız arkadaşlarımızın özverili çalışmaları bu başarıyı getiriyor. Onların gayesi; Kandıra’ya en ufak hizmeti dokunanın arkasındayız, yatan adamla işimiz olmaz felsefesi ile hareket etmeleri. İşte bu inançla bize güç ve destek oldular. Kandıra sanat ve kültür alanına katkımız olursa mutlu oluruz düşüncesiyle hareket ettiler. Biz de onlarla birlikte hareket ederek 2005 yılında Kandıra Musiki ve Tiyatro Derneği’ni kurduk. Hiç kimseden hiç bir şey beklemeden, gönül veren ve gönül dostları ile (Sabahattin Akyıldız, Günay Gülcü, Ünal Sarıçay, Hakkı Oruç, Kıymet Okumuş, Ayfer Kocatürk, Turan Sarı) sürdürüyoruz. Kandıra’nın müziğini ön plana çıkarttık. İçimizdeki oyuncu yeteneği ile tiyatro oyunu ortaya koyduk.

Ben, bu fani dünyada parayla, servetle, malla, mülkle hiçbir şeyin yapılamayacağını, ancak; sevgiyle, gönülle, inançla, arkadaşlıkla çok şeyin başarılacağına inanıyorum. Zaten ömür, mal biriktirmek için değil, mal ömrün rahatı içindir düşüncesiyle hareket ederim. İnsan hayal ettiği müddetçe yaşar. Hayal de olsa 40-50 yıl sonra gerçekleşmeyeceğini kimse garanti edemez. Kandıra’da şu sıralayacaklarımın hepsini görmek isterdim.

1)Namazgâh deresini Kandıra içinden başlayarak Sarısu’ya kadar temizleyip, genişletip, kanal şeklinde denizle birleştirip, Namazgâh’tan motorla Sarısu’ya deniz seferlerinin, deniz dolmuşlarının yapıldığı bir sahil bandını hayal ederdim.

2)Kızılcapınar-Sarısu-Kandıra yolu çevresini imara açıp Kandıra’yı sahile doğru çekmeye çalışırdım. Orman yollarını düzenleyip Kandıra’yı bir Şile, bir Akçakoca, bir Ereğli gibi denizle buluştururdum.

3)Kefken limanını İstanbul-Şile-Kefken hattı olarak deniz otobüslerinin çalıştığı, turizmin cazibe merkezi olan bir yer haline getirmek için var gücümle çalışırdım.

4)Turist taşımacılığının merkezi İstanbul’u, Kandıra-Kefken güzergâhına hem kara yolu hem deniz yolu ile çekip güzelim sahillerimizi dünyaya tanıtırdım.

5)Kandıra tarihini, geçmişini, kültürünü, sanatını yaşatacak, gösterecek, devam ettirecek, yani bizi tanıtacak her şeyiyle (içinde minyatür fırını olan, bölge kıyafetleri olan, eski resimleri bulunan ve benzeri her şeyi gözler önüne seren) bir Kandıra müzesi açmak isterdim.

6)Kandıra Belediyesinin imara açık veya açılacak yerlerini evi olmayanların ev sahibi olacağı bir proje geliştirip, herkesi çok cüzi bir ödeme şartıyla, derhal ev sahibi yapmaya çalışır ve başarırdım. Zira “dünyada mekân, ahrette iman” boşa söylenmiş laf değildir. Bu yüzden herkesin kendine ait bir evi olmasını istiyorum.

7)Tüm bunlar Kandıra’nın o Allah vergisi tabiat güzelliklerine en ufak zarar vermeden, çevre bozulmadan, tarih zedelenmeden, kültür yozlaşmadan, sanat bitmeden gelişir ve olursa, o zaman insanlar, Kandıralılar ve buranın yerlileri sizi bırakmazlar diye düşünüyorum. Yeni nesle bizim bırakacağımız çok şey var, onları kaybetmeden teslim edelim.

Zaman çok çabuk geçiyor. İş işten geçmeden, vakit kaybetmeden bu işleri yaparsak, bizden sonrakilerden övgü, eğer yapamazsak yergi alırız.

Her zaman söylerim, biz birbirimizi tutmazsak, bizi kimse tutmaz. Kandıralı’nın Kandıralı’ya faydalı olması için; aile, ticaret, tahsil, iş alanlarında el ele ve birlik-beraberlik içinde olmaları gerektiğine inanıyorum. Aksi takdirde aynı şehirde oturan yabancı insanlara döneriz. O zaman da iş işten geçmiş olur.

Son olarak Siz’e deseler ki Kandıra için yapabileceğin bir şeyler var mı?

Kandıra’yı uluslar arası arenada tanıtmayı düşlerdim. Yukarıda belirttim, para bazen hiçbir şeydir. Parasız yapılacak işlerin başında sportif, kültürel, sanatsal faaliyetler geliyor. Onlarla uğraşanlara destek verilsin yeter. Bugün futbol takımlarımızın ya da diğer sporcularımızın, Avrupa ve dünyada Türkiye’nin adından günlerce, bazen haftalarca ya da aylarca bahsetmelerini milyar dolarlar verseniz yaptıramazsınız. Bir müzik veya edebiyat sanatçımızın başarısını Avrupa ve dünyada parayla yaptırmanız mümkün değildir. Reklamın kötüsü olmaz felsefesi, tabi ki iyi reklam yapılmasını amaçlar. Dünya artık bilgisayarın içinde. Avrupa Birliği her ne kadar siyasal düşünse de bu tür faaliyetlere, kişisel başarılara ya da sivil toplum örgüt başarılarına kayıtsız kalamıyor. Avrupa’da ve hatta dünyada böyle yükselen bir trend yakalanmışken, bundan azami ölçüde faydalanmak ve bu araya Kandıra’yı da sokmak gerektiğini de düşünüyorum. Bu arada bize düşecek görevi en iyi şekilde yerine getireceğimizden hiç kimsenin şüphesi olmasın. Sanatsal ve kültürel alanda Kandıra için çok güzel projeler ve tasarımlarla önümüzdeki günlerde Avrupa boyutunda ses getireceğimize inanıyorum. Bu girişimlerimizde tüm Kandıralı dost, bürokrat, yetkili ve iş adamlarımızın, bizimle birlikte olduklarına olan inancım sonsuzdur. İyi niyetle yola çıkanları da Allah mahcup etmez. Benim Kandıra’ya vereceğim çok şey var. Ancak şimdilik bu projeler hayata geçsin, insanlar, Avrupa, dünya bizden bahsetsin yeter. Tabi ki başarımızdan bahsetsin. Zaten ondan sonra da arkası gelir. Bir işe başlamak onu bitirmek demektir.

Kandıra’da 41 arkadaşımın arasında bende yer aldığım için kendimi hem çok mutlu hissettim, hem de daha yapacağım şeyler varmış diye, görev alma bilincinde oldum. Bu vesile ile Kandıra’ya bir toplu iğne kadar katkısı olanların bile, şevk ve heveslerine destek verilmesini diliyorum.

Köstek olmayın, gölge etmeyin yeter.

Bu kitapta emeği geçenleri, Kandıra için iyi niyetli uğraşanları, bir şeyler yapma çabasında olanları ve Kocaeli Kandıralılar Derneği’ni böyle bir olaya imza attıkları için, yapılamayanları yapmaya çalıştıkları için kutluyorum. Başarılarının devamını diliyorum.

Bu yazı en son 01 Şubat 2009 tarihinde güncellenmiştir.