KANDIRA

YEŞİL VE MAVİNİN BULUŞTUĞU KANDIRA

GENEL TANITIM

"hindisi, yoğurdu ve beziyle ünlü ilçe"

Kocaeli'nin Karadeniz'e kıyısı olan tek ilçesi olan Kandıra, tarım ve hayvancılığa dayalı ekonomisi ile dikkat çekmektedir. Merkezi Sarısu Vadisinde kurulan Kandıra'nın il merkezine uzaklığı 42 km'dir. Osmanlı döneminde İstanbul'un ihtiyaçlarından odun kömürü, tomruk ve tahtanın bir kısmı da bu bölgeden ulaştırılmıştır.

Milli Mücadele sırasında aktif rol oynayan ilçe, I. Dünya Savaşı sonrasında işgale uğramıştır. 1918'de İngilizlerin, 1920'li yıllarda Yunanlıların işgallerine maruz kalan Kandıra, bu dönemde Kuva-i Milliye ve Atatürk'e gerekli desteği vererek Milli Mücadele'de üzerine düşen onurlu görevi en iyi şekilde yerine getirmiştir.

Kandıra'nın başlıca tarım ürünleri buğday, mısır, ayçiçeği, şekerpancarı ve yulaf olup, ayrıca elma, üzüm, fasulye ve armut da yetiştirilmektedir. Hayvancılık ekonomik açıdan önemli gelir kaynaklarından biridir. Tavukçuluk ve sığır besiciliği yapılan Kandıra'da süt, peynir, yumurta ve deri başlıca hayvanî ürünleridir. Toprakları tarım ve hayvancılığa çok elverişli olduğu için hemen hemen her türlü meyve ve sebze bölgede yetişir. Hayvancılık da ekonomik açıdan önemli bir gelir kaynağıdır. Hindisi ve yoğurdu ile haklı bir üne kavuşan Kandıra, meşhur süsleme taşları ve bezi ile de çok iyi tanınmaktadır. Kandıra'nın kıyılarında balıkçılık da yapılmaktadır. Kerpe ve Kefken köylerindeki sahiller, yaz turizmine elverişlidir.


KANDIRA TARİHİ

Kandıra'da helva sohbetleri
Her memleketin kendine has görenekleri vardır. Bu görenekler ilk bakışta gayet basit gibi görünse de cemiyet hayatında çok büyük rol oynadıkları gerçektir. Çünkü memleketlerin gerek anane ve gerekse örfi üzerinde etki yapacak yegâne etken adetlerine bağlılığı onlara karşı içinde beslediği sadakattir. Geleneklerine bağlı olmayan milletler daima ve daima yıkılmaya mahkûmdur. Şunu açıklamaktan kendimizi alamıyoruz ki gelenekler olsun, örfler olsun şu şartlardır ki, kendilerini takip ve muhafazakârlık şekline bürünüp de memleketin ilerlemesine, milletin gelişmesine engel olacak tarzda nüfuz etmemelidirler.
Milletlerin örf, adet ve geleneği sağlam bir temele dayanırsa o memleketin cemiyet bünyesi kolay kolay yıkılmaz. Milletlerin dimdik ayakta tutan da cemiyetlerin aldığı adet, terbiye ve ananeye bağlıdır.
Kandıra'da duyduğumuz birçok menkıbeler vardır. Bizim de tanık olduğumuz, kulaktan kulağa duyduğumuz, adetlerimizden helva sohbetleri başta gelmektedir.
Bu sohbetler Kandıra'da pek eski devirlere kadar iner. Keten helvası, aynı yaşta kadınlar, erkekler, aynı aileden olanlar, bir araya toplanarak maziden gelen bu adetleri yaşatmaya çalışırlar.
Ülkemizde bu ananelere artık gün geçtikçe önem verilmemektedir. Mamafih bu adetleri ortadan kaldırmak ve silmek pek de kolay değildir. Çünkü anane, örf, adet bir cemiyetin en önemli temel unsurlarıdır. Muhakkak ki ananelerine bağlılıkta ve müstakbel milliyetçilik bakımından tedbirlidir. Onun için gerek kasabalarda ve köylerde, gerekse şehirlerde her mahallin kendine ait bir takım adetleri, gelenekleri, örfleri olduğundan bu geleneklerin bir çoğu, çeşitli nedenlerin etkisiyle silinmişse de bir çoğu da halen yaşamaktadır. Kandıra'da ki keten helva sohbetleri bu nevidendir.
Üç Bey - Uç Bey ( Kandıra Notları )
Önceki yazılarımızda Kandıra'nın çeşitli tarihi değerler taşıyan mevkilerinden ve kasaba isminin ne şekilde anlatıldığından bahsetmiştik.
Bu yazımızda yine Selçuk tarihinin özünü teşkil eden ve Selçukluların istila devrini temsil eden çağlarda Kocaeli ve havalisinin ne kadar büyük bir öneme sahip olduğunu göstermek istiyoruz.
Selçukluların Bizans İmparatorluğu ile temasını temin eden Kocaeli bölgesi Selçuklu beylerinin en fazla dikkatini çeken bir memleket sayılıyordu. Çünkü ilerlemek, arazi genişletmek amaçları yüzünden Bizans imparatorluğu ile komşu bulunuşları muhakkak ki gerek kültür, gerekse anane ve toplumsal bakımdan kaçınılmaz bir şekilde etkileşim içinde olduğunu kabul etmek gerekir.
Kandıra'nın eski tarihine dair hiçbir belge mevcut değildir. Aslında kasabaya aitte tarihlerimiz de bir işaret yoktur. Yalnız ortada istinat ettiğimiz bazı gerçekler vardır ki, işte bunlarla meçhul kalan noktaları aydınlatmak için yararlanılmaktadır. Kandıra'ya iki kilometre mesafede ve Kuzeydoğu yönünde Kışla köyü yanında halk arasında eskiden beri "Üç Bey" adıyla anılan ne yazık ki halende "Üç Bey" denilen mevkiinin asıl ve doğru adı "Uç Beyi"dir. Selçukluların Bizanslılarla yaptıkları kanlı mücadele ve savaşlarda ileri gelen beylerini şehit veren imparatorluk nihayet bunların sayesinde Kocaeli'ne sahip olabilmişlerdir. Bununla birlikte Selçuk saltanatının yayılmasında büyük rolleri görülen Uç Beylerdir. Bu tabir zamanımız askerliğinde geçtiği gibi önemli bir yeri vardır. İncelemelerimiz gösteriyor ki artık bu mahallin adı "Üç Bey" değil, "Uç Beyi" olması gerekir. Halk bu kavramı birbirine karıştırmıştır.
Bu rivayete göre: Güya bu tepede Üç Bey meftun bulunduğundan dolayı Üç Bey deniliyormuş. Fakat bu efsane ve hurafenin ne dereceye kadar doğru olduğunu kestirebilmek kehanet olur. Bizim elimizdeki belgeler ve menkıbeler bu mahallin Uç Beyi olduğunda toplanmaktadır.
Kocaeli vilayetinin tarihi bakımdan çok zengin olduğu bu sütunlarda çeşitli zamanlarda belirtmiştik. Bu gerçeği hiçbir aydın insan inkâr edemez. Kocaeli hakkında yazılmış birçok tarihlerde bilgi mevcuttur. Fakat yıllardan beri ilgili bulunanlar niçin vilayet tarihini meydana getirememişler? Eğer zamanında böyle hayırlı bir teşebbüse girişilmiş olsa öyle zannederiz ki vilayetin bütün kazalarından azami istifade edilebilir ve herkes seve seve elinden gelen yardımı esirgemezdi.
Bu konuyu önemle vilayet büyüklerinde ve aydınlarına arz etmeyi yurt görevi saydığımdan hemen girişimlere geçilmesini sabırsızlıkla bekliyoruz.

Kandıra'da Seyrek Kaleleri

Kandıra'nın 12 kilometre Kuzeybatı yönünde eski bir iskelesi olan Seyrek mevkii gerçekten incelemeye değer bir köydür. Bu köy sahilde bulunmaktadır. Söylenen çeşitli rivayetlere bakılırsa burası eski çağlarda Kandıra'ya en önemli iskele vazifesini görmekteymiş. Seyrek iki bakımdan önem arz etmektedir.
1-Mevcut tarihi kaleleri
2-Hakkındaki menkıbeler ve efsaneleri
1-Seyrek tarihi itibariyle derin bir ilgi toplamakta haklıdır. Vilayet tarihi aydınlatılırken pek tabi ki Kandıra'nın da tarihini gözden geçirmek isteyen heyet Seyrek tarihini de yakından incelemek gereğini duyacaktır. Seyrek yaptığımız araştırma ve incelemelere göre bir şose ile Kandıra'ya bağlı küçücük bir iskeledir. Fakat bulunduğu mevki ile önemli bir yer tuttuğu kesindir. Bunu da Kandıra ile Seyrek arasında gördüğümüz bazı yol kalıntılarından anlıyoruz. Seyrek'te dikkati çeken ve bütün gidenlerin gözüne çarpan heybetli bir manzara arz eden Seyrek kaleleri görünür. Bu kaleler hakkında yapmış olduğum araştırmalarda şunu tespit ettim. Denizden ve bilhassa Cenevizlilerden gelecek herhangi bir istila hareketine karşı inşa edilmiştir. Bu kalelerin Bizanslılar tarafından Ceneviz deniz akınlarına karşı yapıldığı kuvvetle tahmin edilmektedir. Çünkü Kandıra'nın Bizans İmparatorluk beylerinden biri tarafından idare edildiğini ve beyliğin bir parçası olduğunu önceki yazılarımda bahsetmiştim.
Vilayetimizin hududu dâhilinde gerek Bizans ve gerek Selçuk tarihine ait birçok değerli kalıntılar bulunduğu itiraz kabul etmez bir gerçektir. Çünkü Kandıra ile Seyrek arasında Burhanlı köyünde, birkaç yıl önce toprak altında bir takım sütunlar ve harabelere rastlanılmıştır. Bazen köylüler tarlalarında çiftçi çubuklarıyla çalışırken toprak altından birçok heykel parçaları çıkarırlar. Bilahare kasabaya getirirler. Ve pek tabii olarak değerleri aranmadan bir kenara atılıp veya incelenmeden bir hüküm verilir. İşte bu gerçek belgeler değerleri dahi anlaşılmadan ortadan kaybolur gider. Biz bu yazı serilerini yazmakla yalnız Türk yolu okuyucularını aydınlatmak için değil, asıl gaye olarak bundan sonra çıkacak veya ele geçecek herhangi bir değer taşıyan taş, kitabe, yazı, heykel gibi bütün mevcut eserlerin ilgilileri tarafından toplatılarak memlekete ait bir varlık meydana getirmelerini sağlamak içindir.
Kandıra kadar tarihinde karanlıkları aydınlatılmamış başka bir kasaba yoktur. Türkiye'nin en aydın bir bölgesi sayılan ve kültür kuruluşlarının bulunduğu İstanbul kütüphanelerinde Kandıra hakkında hiçbir kaynak yoktur. İzmit ve daha birçok memleketler için yazılmış eserler vardır. Kandıra hakkında yalnız "Dede Korkut" hikâyelerinde "Kantura" diye küçük bir isme rastlanmaktadır. Fakat bu ismin Kandıra'ya ait olup olmadığı meçhuldür. Baştan beri yazdığımız yazı silsilesi bir esere dayalı olmayıp mahallinde yaptığımız incelemelerin sonuçlarıdır. Bu konuda en bilgili ve yaşlı insanların düşünce ve fikirlerinden istifade edilmiştir.
2- Seyrek, asırlardan beri hanesi artmayan nüfusu çoğalmayan bir köydür. İsminden anlaşıldığına göre köyün adına nüfusun çoğalma ve hanesinin artış göstermemesi nedeniyle bu isim verilmiştir. Bu fikrin ne dereceye kadar doğru olduğunu ancak zaman ispat edecektir. Fakat Seyrek hakkında efsane ve hurafeleri bir tarafa bırakırsak Seyrek'te halkın neden meskûn olmadığını araştıracak olursak birçok doğal nedenlerin etken bulunduğunu görürüz.
Seyrek'te halkın çoğalmamasının yegâne nedenine köy kenarındaki derenin denize aktığını ve yaz mevsimlerinde derenin suyunun kısmen çekildiğini göstermek mümkündür. Çekilen dere sularıyla dere ağzının kapanması yüzünden yaz mevsiminde adeta bir göl vaziyeti almaktadır. Yazın durgun sular sağlık bakımından bir sıtma kaynağıdır. Bu suretle asırlardan beri bu köy beş haneyi geçmemiştir. Eğer bu derenin yazın denize akması temin edilirse bu basit teşebbüsle çok büyük bir engel ortadan kaldırılacaktır. Bu engelin uygun bir zamandan beri ortadan kaldırılması gerekmektedir. İlgili makamlar bu sorun üzerinde durmalıdır.
Kandıra'da Babadağı
Her memleketin veya mahallin kökeni bir tarih bilgisine dayanır. Vilayetimizin önemli kazalarından biri olan Kandıra'nın da bir takım tarihi gerçekler taşıdığını açıklamak gereğini hissettik.
Bu gerçekler şimdiye kadar hiçbir şahıs tarafından ve aydınların yardımıyla faydalı bir hale koyularak kayda geçirilememiştir. Biz bilhassa "Türk Yolu" nun değerli okuyucularının memleketimizin gizli kalan tarihi değerlerini mümkün olduğu kadar aydınlatmaya çalışacağız.
Babadağı, Kandıra'ya on kilometre mesafede, Kuzeyde eskiden beri halk arasında "Babadağı" adıyla ünlü "Baba tepe" nin çeşitli değerler sakladığı ve tarihin bu civara atfettiği esrar perdesi aydınlatılmakla yırtılmış olacaktır.
Kandıra'da bulunmam dolayısıyla ve tahminen on yıl önce herkesin ziyaret arzusunda bulunduğu "Baba tepesine" bende gitmek istedim. Herhalde büyük tesadüf eseri, buraya sayfiyeye gelenler çoktu. Hatta başka yerlerden gelen bir kısım aydın yurttaşlar da mevcuttu. Tepe'de görülen manzara gayet etkiyeliciydi. Dini mabedi camisi ve etrafında eski devirlere ait mezarlar vardı. Bu sırada kafile mabedi ziyarete girdi. Bu incelemeler esnasında caminin içerisinde duvarlardan birinde asılı ve hatırladığıma göre (20x30 cm) büyüklüğünde alelade bir tahta üzerinde mürekkeple yazılmış ve her beyitin sonu Koca Baba kelimeleriyle kafiyelenmiş bir tablo bulunuyor. Tabloyu ziyaretçilerden bilgili bir zat okuyor. Ve şu gerçeği meydana çıkarıyor:
Kocaeli'nin fatihi Akçakoca bu tepede meftundur.370 yıl önce Bağdat defterdarı Merhum Ali Paşa İstanbul'a geçerken Akçakoca'yı ziyaret ederek bu tarihi yazıyı bıraktığı anlaşılmıştır. Çok değerli tablonun mevcudiyetine dair bilgi yoktur. İlgililerin bu vesikayı meydana çıkarmak için lazım gelen gayreti göstereceklerinden eminim.
Kanlıdere-Kandere-Kandıra
Önceki yazımızda tarihi bir değer taşıyan Babadağı'ndan bahsetmiştik. Bu yazımda Kandıra isminin köken itibarıyla incelemesini yapacağız. Bu konuda elimizde hiçbir doküman belge yoktur. Yalnız kuvvetli tahminler, anlatılan menkıbeler gereken bilgiyi verebilmektedirler. Hatırlarda kaldığına göre dört beş yıl önce Kandıra'da ileri gelenler bulundukları mahallin değerlerini hissederek kasabamızın tarihi hakkında küçük incelemeler yaptırmak istemişlerse de küçük bir sonuç bile elde etmenin imkânsız olduğunu görmüşlerdi. Fakat bununla beraber gerçeğe yakın olmayan efsaneler ve menkıbeler ufak tefek fikir silsilelerine sahip olmuşlardır. Gerçeğe yaslanmayan efsaneler şunlardır. Kandıra Bizanslılar devrinin en önemli vilayetlerinden olup bir prens tarafından idare edilirmiş. Prensliğin merkezi merkezi o zamanlar (Kentre Santral) olan Kandıra imiş. Şimdi Kandıra isminin halk tarafından anlatılan şekilde açıklamasını kaydedelim. Bu açıklamalar yaşlı halk tabakalarından duyulmakla beraber menkıbelerin gerçeğe dayanan kısımları da kuvvetlidir. Çünkü Kandıra Selçuk tarihi ile ilgili bir kasabadır. Bunu da geçen yazımızda Akçakoca'nın Babadağ'ında meftun bulunduğunu açıklayan yazımızla ispat ettik. Çünkü söylenen menkıbelere göre Kandıra'nın kuzeydoğusunda eskiden beri Kanlıdere namıyla bir çay mevuttur. Bu çay Selçuklular zamanında ve kasabanın fethi sıralarında şiddetli savaşların meydana geldiği saha olarak gösterilmektedir. İşte Kanlıdere mevkiindeki savaşlarda insan kanları dere halinde aktığından dolayı kasabanın isminin buradan kaynaklandığı tahmin edilmektedir.
Yalnız Kandıra'da icra ettiğim incelemelerde muhtarlıkların 100-150 yıl önceki mühürlerini incelerken bu mühürlerin hep Kandıra değil Kandere olarak yazıldığını gördüm. Araştırmalarım da bu resmi ve eski mühürler incelemem için bir doküman olmuştur. Bununla Kandıra'nın (Kentre santral) gibi uydurma değil (Kandere-Kanlıdere) kelimelerinden iştirak ettiğini elimizdeki eski belgeler ve dokümanlar ile ispat etmiş olduk. Kısaca, Kandıra, Kandere, Kanlıdere şeklinde meydana geldiğini söyleyebiliriz.


KAYNAK;Kocaeli tarih ve rehberi (Rıfat yüce) hazırlayan: Atilla oral

Bu kitap derlenen bilgiler, bir zamanlar kocaeli'de yayınlanan türk yolu gazetesi arşivinin araştırılması ve incelenmesi ile elde edildi.
Türk yolu gazetesinin kuruluş tarihi 13 eylül 1925 tir.gazete önce haftalık daha sonraki yıllarda ise günlük olarak tam 37 yıl düzenli olarak yayınlandı.1962 yılında bizim şehir gazetesiyle birleşerek "türk yolu bizim şehir" adıyla 70'li yıllara kadar yayın yaşamını sürdürdü.
Türk yolu'nu kuran ve onu yaşatan, gazetenin sahibi ve başyazarı, kocaeli'nin değerli aydınlarından Rıfat yüce'dir. kocaelide yetişen, tarihçi, şair ve tiyatro yazarı ve daha birçok yetenekli genç, Rıfat yücenin meydana getirdiği türk yolu çatısı altında sesini yıllarca duyurabildi.
Türk yolu, yakın tarihimizde Kocaeli bölgesinde meydana gelen olayları günü gününe izleyen en yakın tanık ve bu güne kadar üzerinde araştırma yapılmamış çok zengin bir kaynak. kocaeli kent belleğinin büyük bir bölümü Türk yolu arşivinde saklıdır. Bu ndenle Kocaeli tarihi ile ilgilenenler için bu kitap vazgeçilmez bir başvuru niteliği taşımaktır.
Rıfat Yüce nin Kocaeli tarih ve rehberi adıyla 1945 yılında İzmit te yayınladığı eser, Türk yolunda yıllarca yazdıklarının küçük bir özetidir. Türk yolu arşivinden seçilen makalelerle karşılaştırma yapılabilmesi için Rıfat yüce nin eseri bu kitabın 1.bölümünde yayınlanmıştır.
Türk yolu'nda Kocaeli üzerine önemli yazı dizileri ve makaleler bulunuyor. Yıllar önce yayınlanan bu yazılar, Kocaeli'nin kültürel, sosyal ve iktisadi tarihinin bilinmeyen yönlerini aydınlatıyor ve karanlıkta kalmış daha birçok olaya ışık tutuyor.
Kocaeli bölgesi Ulusal kurtuluş savaşı kahramanlarının Türk yolu'nda yayınlanan ve yıllarca kapalı kalan anıları ise ilk kez bu kitapta öne çıkmaktadır.

EKONOMİK DURUM

Kandıra'da tarım sektörü, ekonomik yapıda en başta yer alan sektörel yapıyı teşkil eder. Turizm ve imalat sanayi tarımın ardından en önemli ekonomik uğraş olarak karşımıza çıkmaktadır. 1999 yılı verileri itabari ile GSYİH'si 9770 USD olarak belirlenmiştir 7 imalat firmasının bulunduğu ilçede GSYİH'da en önemli paya sahip olan tarım ürünlerini katma değerinin yüksek olmamasından dolayı gerçekleşen üretim sonucunda, GSYİH düşük bir rakam olarak çıkmakta ve il içinde Kandıra'da 1,46'lık bir paya sahip bulunmaktadır.Turizm Sektöründe Büyük Bir Ağırlığı Bulunan Kandıra, Önümüzdeki Dönemde Gıda Ve İhtisas Organize Sanayi Bölgesi'ne Kavuşacak.

Türkiye'de İlk Defa İlçemize Kurulacak Olan Gıda Ve İhtisas Organize Sanayi Bölgesi, Hem Bölge Ekonomisine Önemli Katkılar Sağlayacak, Hem de İç göçü önlemiş olacaktır.

COĞRAFİ YAPI

Kandıra İlçesi, Marmara Bölgesi'nde Kocaeli İline bağlı Karadeniz'de 52 km. uzunluğunda kıyısı olan tek ilçe olup, yüzölçümü 933 km² dir.

Doğusunda Sakarya (Adapazarı) İli, batısında İstanbul ili, kuzeyinde Karadeniz, Güneyinde ise İzmit(Kocaeli) merkez ilçesi bulunmaktadır.

Kandıra'ya karayolu ile üç ayrı yönden ulaşmak mümkündür. İstanbul-Ankara arasında TEM otoyolu Kandıra sapağından ayrılarak 35 km. sonra Kandıra'ya ulaşılır. Adapazarı'na 45 km. mesafede Kaynarca ve Kaymas üzerinden bir diğer yolla bağlantısı vardır. İstanbul İli, Şile İlçesi ve Ağva ilçesini takip eden bir yol ile de Kandıra'ya ulaşmak mümkündür. Ağva-Kandıra arası 38 km.'dir.

Kandıra ilçesinin arazisi küçük tepelerle kaplıdır. İlçe merkezinin deniz seviyesinden yüksekliği 75 metredir. İlçede; Babadağ'ı (400 m.), Çaltepesi (350 m.) gibi bölgeye göre yüksek sayılabilecek tepeler bulunmaktadır.

Kandıra'nın Karadeniz'e dökülen 3 önemli deresi bulunmaktadır. Sarısu Deresi 25 km., Seyrek Deresi 11 km., Kumcağız Deresi 7 km. uzunluğundadır ve debileri düzensizdir.

İlçenin iklimi Batı Karadeniz ve Marmara bölgeleri ikliminin tesiri altındadır. İstikrarlı bir iklimi olmamakla beraber geçit iklimi özelliğini taşır. Yazın yağışlar genellikle düzensizdir. Kuzeyden gelen sert rüzgarları, kıyı boyunca uzanan sıradağlar engeller. Kış mevsimi genellikle fazla sert geçmez, yağışlar genellikle yağmur şeklinde olup, kar yağışı az olmaktadır.

Kandıra önceleri avcılık açısından oldukça zengin bir bölgeydi, fakat ormanların azalması, kullanılan zirai ilaçların zararları ve bilinçsiz avlanmalar neticesinde av hayvanları tür olarak azalmıştır.

Balıkçılık Kefken ve Bağırganlı halkının en büyük geçim kaynaklarından biridir. Bunların dışında Kerpe, Seyrek ve diğer koylarda küçük teknelerle balık avlanmaktadır. Bu bölgede istavrit, tekir, levrek, mezgit, kefal, sazan, kalkan ve palamut gibi değişik balık türleri bolca bulunmaktadır.

İlçe yeşillik ve orman bakımından adeta cennet gibidir. Kıyı şeridi boyunca uzanan ormanlar önemli bir alanı kaplar. Orman teşkilatı tarafından hızlı gelişen çam türleri yetiştirilmiştir. Doğal olarak gelişen türler; meşe, gürgen, ıhlamur, kestane ve kızılcıktır.

İlçenin Pınarlı Köyü'nde doğal göl, Karaağaç ve Kaynarca İlçesinin Arifağa Köyleri arasında Kamış Gölü, Ütük'te bir Gölet, ayrıca Ahmethacılar ile Kaymazerikli Köyleri arasında Toramanlar Göleti ve Seyitaliler ile Sarıcaali köyleri arasında sulama amaçlı kullanılan Arıklar Göleti vardır.

TURİZM:

Deniz, kum, orman ve güneş; işte Kandıra'nın en güzel en özlü tanımı bu dört özelliği sınırları içinde saklayan Kandıra, her yörenin kıskanacağı bir yerleşim yeridir.

KEFKEN & PEMBE KAYALAR

Kandıra'ya 20 km uzaklıktaki Kefken kıyı yerleşimleri içinde en gelişmiş olanıdır. Denizi, kumsalları ve çam ormanları en önemli özellikleridir. Pembe Kayalar mevkii ilginç jeolojik yapısı nedeniyle görülmesi gereken yerlerdendir. Suyun içinde yumuşak olan kayalar,çıkarıldıktan sonra sertleşmektedir. Bu özelliklerinden dolayı Osmanlı döneminde insan gücüyle kesilerek dikdörtgen olarak kesilerek deniz yoluyla İstanbul'a getirilmiş,Sultan Ahmet Camii dahil birçok caminin yapımında kullanılmıştır. Bölgede balıkçılık oldukça gelişmiş ve büyük balık üretim istasyonları kurulmuştur. Amatör sualtı avcıları içinde çeşitli olanaklar sunulmaktadır.

CEBECİ

Kandıra'ya 27 km.,Kefken'e 7 km. uzaklıktaki Cebeci; tertemiz denizi,geniş kumsalları,harika doğasıyla ideal bir tatil yeridir. Özellikle çadır turizminin en yaygın yapıldığı yerdir.

BAĞIRGANLI

Seyrek üzerinden gidilerek ulaşılan Bağırganlı; kendini özgü kayalık kıyıları,güzel plajı ve sakin doğası ile sakin bir dinlenme yeridir.

SARISU

Kandıra'ya 8 km uzaklıktaki Babaköy sınırları içerisindeki Sarısu Deresinin Karadeniz'le birleştiği yerde kurulmuştur.
Sakince ve orman içinden süzülen Sarısu Deresinde sazan,tatlısu levreği,kefal ve çeşitli tatlısu balıkları avlanmaktadır. Sarısu Deresi,1 km uzunluğundaki sahile paralel olarak kumsal bitiminde denize kavuşmuştur. Bu haliyle Sarısu,ilginç bir coğrafyaya sahiptir. Denize girebilmek için dereyi salla geçmek gerekmektedir. Çadır turizmi Sarısu'da oldukça yaygındır.

KERPE

Kandıra'ya 10 km,İzmit'e 50 km uzaklıkta,masmavi denizi ve çam ormanları ile şirin bir Karadeniz köyüdür. Kefken yolu üzerinden gidilmektedir.
Antik bir kentin üzerinde kurulan Kerpe,150 metreye kadar sığ denize ve eşsiz kumsallara sahiptir. Günübirlik kullanım olanakları olduğu gibi;motel ve pansiyonlarıda vardır.

KURTYERİ

Kefken köyüne gelmeden Kumcağız sahiline sahip güzel bir köydür. Geniş bir kumsalı ve temiiz bir denizi vardır.

ÇAMKONAK

Kandıra'nın en uzak sahilleri,yaklaşık 30 km mesafedeki Uzunkum mevkiinde bulunmaktadır. Henüz pek bilinmeyen bir bölgedir. Açık deniz özelliği gösteren bu sahiller rüzgarlı havalarda sörf yapılabilecek bir özellik kazanır.

SEYREK

Kandıra'ya 11 km mesafedeki Seyrek,sahilin en şirin kayalarından birisidir. Çok güzel mesire yerlerine sahiptir.

PINARLI

İstanbul sınırına,Ağva kasabası ile komşu şirin köylerimizden bir tanesidir.

KUMCAĞIZ

Kumcağız hemen Kerpe'yi takip eden sahil şeridi üzerinde bulunan ve Kerpe'ye 5 km uzaklıkta diğer bir sahil köyüdür.
Sık ormanların sahille buluştuğu bir görüntüsü olan Kumcağız'da çadır kampçılığı ön plana çıkmaktadır.

MİÇO KOYU

Kerpe ile Kefken arasındaki ormanın içinde bulunan Miço Koyu,çok bilinmemesi nedeniyle gizli bir cennet niteliğindedir.
Kerpe'den deniz yoluyla ya da Kerpe ile Kumcağız yolu üzerinde sık ormanın yürüyerek geçilmesiyle ulaşılabilmektedir. Miço Koyu'nda,taşlar ve kayalıklar çok değişik şekiller oluşturmuştur.
Bu şekillerden en çok ilgi çekeni de 'Taş Havuz' denilen kayaların çevresini sardığı su parçasıdır. Adeta doğal bir havuz görünümünde olan bu suda yüzmek de mümkündür.

KANDIRA'DA SU ALTI ÇALIŞMALARI

Kefken ve Kerpe başta olmak üzere,Kandıra'ya bağlı kıyılarda su altı çalışmaları da büyük bir titizlikle sürdürülmektedir.
Üniversiteye bağlı ya da özel,tüm su altı toplulukları;su altı dalış eğitim çalışmaları yanında,bölge ile paralel olarak değişik çalışmalar yürütmektedir.
Arkeolojik amaçlı dalışlarda özellikle Kerpe ve Bağırganlı kıyılarında,tarih öncesi döneme ait kalıntılar bulunmuştur.
Denizaltı yaşamı değişik dönemlerde görüntülenen Kerpe kıyılarında olağanüstü güzellikler bekler sizi...
Profesyonel su altı çalışmalarının yanında,bu güzellikleri görmeyi arzulayan deniz aşıkları için de amatör su altı eğitim ve keşif dalışları düzenlenmektedir.

EĞİTİM:

İlçemiz merkezde 4 tane ilköğretim okulu.Sağlık meslek lisesi ,Kandıra lisesi,Anadolu lisesi,Mesleki Teknik Eğitim Merkezi,Çıraklık Eğitim Merkezi ve Kocaeli Üniversitesi Kandıra Meslek Yüksek Okulları çeşitli branş dallarında eğitim vermektedir.

KÜLTÜR:

KANDIRA BEZİ:

KOCAELİ'nde, unutulmaya yüz tutan Kandıra bezinin yeniden üretilmesi için başlatılan çalışmalar sonuç verdi. Çalışmalar kapsamında Kocakaymaz köyünde önümüzdeki aydan itibaren üretime başlayacak dokuma merkezi kuruldu. Dayanıklılığı ile bilinen Kandıra bezinin ilk olarak Romalılar döneminde dokunmaya başlandığı, Romalıların 'Çalı yırtmaz' diye adlandırılan çift kat dokuma Kandıra bezini yelkenlerde kullandığı, bir rivayete göre nem çekici özelliği nedeniyle Mısır'da mumyalama işlemlerinde de Kandıra bezi kullanıldığı belirtiliyor.


Kandıra'da geçmişte köy evlerinde tezgahlarda dokunup,dikilerek kadın ve erkekler tarafından giyilen keten bezi,diğer bir ifadeyle bugünkü Şile Bezinin atası atası kabul edilen Kandıra bezi çok yaygındır.Ancak sağlık ve rahatlık açısından yöre hayatında önemli bir yeri olan Kandıra Bezi günümüzde pek kullanılmadığından, üretimi neredeyse durma noktasına gelmiştir.Yerli Kandıralılar günlük yaşamlarında üste cepken,gömlek,ve içlik alta fistan ve ya şalvar,başa örtme,yarım fes ve çember,ayağa çarık,çorap ve lastik giyerlerken; aksesuar olarak kullanılırdı.Günümüzde ise modern giyim tarzlarıyla dikkat çeken kandıra halkı da,kimi köylerde yaşayan yaşlı kimseler halan geleneklerine uygun giyim tarzı günümüze taşınmaktadır.Ayrıca dış göçlerle gelen diğer etnik topluluklar yörelerin izlerini taşıyan kıyafetleriyle dikkat çekmektedir.kandıra'nın köylerinde dokuma tezgahlarında,yöresel ifadelerle ''düzen''lerde dokunan Kandıra Bezi (Keten Bezi)ile çay takımı , peçete, gömlek, masa, gecelik, masa örtüsü, köşe yatağı, ceket, pantolon, döpiyes, yatak çarşafları ile mendil, yağlık, işlemeli uçlar, örtme eski Türk motifleri ile işlenerek yapılmaktadır.Kandıra bezinin üzerine işlenen süs ve motifleri şöyle sıralıyabiliriz: çıtlak kahve,kartopu,eğrelti,kare,sevda çiçeği,Yemenli örnek ve diğer Türk motifleri.Bunlar bezin üzerine çeşitli renklerdeki ip ve sim ile işlenmektedir.ayrıca örtme ve yemeniler ile mendil ve yağlıklar iğne ya da tığ oyaları ile işlenmektedir.

Sonbaharda humuslu topraklara ekilen keten tohumları, mayıs ayında olgunlaşmaya başlar. Haziran yada temmuz gibi elle köklerinden sökülerek hasat edilen keten liflerin, desteler halinde toplanır.Destelerin sert bir yere vurulmasıyla tohumlarıyla ayrılan keten lifleri,bir hafta bir çuval içinde suda ıslanarak bekletildikten sonra güneşte kurutulur ve yıvı taşı ile izlenerek mengeneden geçirilir.Böylece lif haline gelen keten,tokmakla ezilerek topraktan geçirilir.

Çıkrıktan geçirilen ve eğrilen lifler iplik haline getirilerek, düzen adı verilen dokuma tezgahlarında işlenir ve keten bezi haline getirilir.
Keten bitkisinden elde edilen liflerin çok uzun yıllar halat yapımında, Kandıra bezinin ise Romalılar döneminde gemilerde yelken bezi olarak kullanıldığına değinen Gülşah, bitkinin tohumlarından elde edilen yağın da hem aydınlanmada hem de yemek yapımında kullanıldığını, yağlı boyanın hammaddesi olan beziryağının da ketentohumlarının ezilmesi sonucu eldelir..

KANDIRA YOĞURDU

Duruluğuyla ab_ı hayat serinliği veren,lezzeti ile baş döndüren bir yoğurt yediğinizde,üretim yerine bir bakın..Kandıra adresini görmeniz çok yüksek bir olasılıktır.Ulusal üne sahip Kandıra Yoğurdu bölgenin verimli bitki örtüsünden beslenen mandaların sütlerinin işlenmesi ile elde edilmektedir.İlçenin özellikle Akça ova ve Araman köylerinde süt ürünlerini değerlendiren mandıralar bulunmaktadır.
Kandıra Yoğurdu'nu ünlü yapan en önemli özellik; geçmişte çok sayıda bulunan, günümüzde ise sayısı azalmakla birlikte hala varlığını devam ettiren manda sütü katkılı yapılıyor olmasıdır. Kandıra Yoğurdu, üçte 2 oranında manda sütü ve üçte 1 oranında inek sütü karıştırılarak, özel şartlarda ve alüminyum kaplarda mayalanarak elde ediliyor ve aynı kaplarda tüketiciye sunuluyor olmasıdır.
Bu nedenle hem Kandıra'yı hem de yoğurdunu tanıtmak, yoğurt üreticilerini teşvik etmek amacıyla, Kandıra'da 2000 yılından bu yana her yıl Kandıra Kültür Sanat ve Yoğurt Şenlikleri düzenlenmektedir. İlçeyle adı özdeşleşmiş Kandıra Yoğurdu, yine ilçeye has yöntemlerle yapılmaktadır. 2005 yılı itibari ile Kandıra Kaymakamlığı girişimi ile Kandıra Yoğurdu patent çalışmaları başlatılmıştır. 24/04/2005 tarihinde resmi gazetede tescil ilanı verilmiştir. Ve Kandıra Yoğurduna Patent alınmıştır.