Kurtuluş Bayramları Anlamını Yitiriyor

Mustafa KÜPÇÜ Gazeteci | 28 Haziran 2009 | Güncel

Bugün, İzmit'imizin işgal zulmünden kurtuluşunun yıldönümü.

Önce İngiliz güçleri ve ardından Yunan askerleri tarafından işgal edilen İzmit, bu işgalin ağır bedelini ödemiştir.

O bedelin bir örneği, Bağçeşme Namazgahındaki Şehitliktedir.

Mustafa Kemal'in önderliğindeki kurtuluş harekatı başarıya ulaşmış, düşman ülkeden kovulmuş ve Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur.

Cumhuriyetimizin ilk 15 yılı, Mustafa Kemal'in eşsiz liderliği ve devlet adamlığı sayesinde, inanılmaz bir değişim ve gelişimin örneğini vermiştir.

Osmanlı borçları yüzünden yabancı şirketlerin eline geçmiş olan Limanlarımız, Demiryollarımız, Elektrik ve telefon idarelerimiz, Reji adını alan Yaprak Tütün işletmelerimiz bir bir ve bedelleri ödenerek geri alınmıştır.

Çünkü; "İktisadi bağımsızlık olmadan siyasal bağımsızlık olamaz" diyordu Mustafa Kemal...

Sonra, dünya 1929 Ekonomik Buhranı ile kavrulurken, o koşullar altında ve yabancıların yardım ve nasihatleri olmadan Kağıt, Şeker, Basma Fabrikaları ve bankalar kuruldu, Demiryolları inşa edildi.

Marmara'da ve Karadeniz'de tarifeli deniz taşımacılığı yapılıyordu.

1923-1938 arasında inanılmaz bir kalkınma hamlesi gerçekleştirildi.

1947-Marshall Planı-Thruman yardımları ve sonrasında ABD ile İkili Antlaşmalar, önce ekonomik ve askeri ve daha sonra da siyasal bağımsızlığımızı elimizden aldı!
1980 24 Ocak Kararları ve 12 Eylül Darbesi ile küresel düzenin efendileri ülkemizde egemen oldular.

Özelleştirmeler yoluyla limanlar, bankalar, sigorta şirketleri, TELEKOM gibi ulusal servet kaynaklarımız yabancıların eline geçti.

TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu; "Ülkeler artık ordularla değil, şirketlerle ele geçiriliyor!" diyor!

Yalan mı? Yanlış mı?

Bugün İzmit'in cadde ve sokaklarındaki pek çok işyeri "Yabancı İsimler" taşıyor!

Nedir bu aşağılık kompleksi?

Nedendir bu teslimiyet?
Ulusal servetini yabancılara devretmiş, yabancılara sürekli borçlanan ve yabancıların nasihatleriyle yönetilen bir ülke kurtulmuş ve "Bağımsız" sayılabilir mi?
Bu koşullar altında her sene tekrarlanan tekdüze törenlerle "Kurtuluş Bayramı" kutlanabilir mi?

Bu bayramı hak ediyor muyuz?

Şehitlerimizin önünde saygı duruşunda bulunurken vicdanlarımız sızlamıyor mu?
Yoksa, "yeniden bir ulusal kurtuluş" için bir şeyler yapmanın zamanı gelip geçmedi mi?

Kişisel ve "ULUSAL ONUR" kaygısı olan tüm İzmit halkını bu gerçekler üzerinde düşünmeye çağırıyorum.