PARA PİYASASI KURULU DURDU...

Cihat Kaymas Ekonomist | 20 Haziran 2013 | Güncel

Para Politikası Kurulu (PPK) dün gerçekleştirdiği Haziran ayı toplantısında tahminler paralelinde beklemede kalmayı tercih etti. Böylelikle 2013 yılı içerisinde Kurul ilk kez politika koridorunun parametrelerinin herhangi birinde değişikliğe gitmemiş oldu. Resmi politika faizi olan 1 haftalık repo ihalesi oranı önceki iki ayda yapılan 100 baz puanlık toplam indirimin ardından geldiği %4,5 düzeyinde kalırken, koridorun alt ve üst sınırları da beklendiği şekilde %6,5 ve %3,5 olarak muhafaza edildi. PPK makro ihtiyati tedbirler cephesinde de beklemede kalmayı tercih etti ve piyasların beklentilerine paralel şekilde zorunlu karşılık ya da rezerv opsiyon katsayılarında (ROK) hiçbir değişiklik yapmadı. Öte yandan haftalık repo ihalelerinin sınırları ve aylık ihalelerin azami tutarı ile ilgili de değişikliğe gidilmezken, ilgili duyuruda olası ek sıkılaştırma uygulamalarına yönelik 11 Haziran kararlarına atıfta bulunan bir hatırlatma yer aldı. Faiz kararına eşlik eden karar metninde büyüme görünümü ile ilgili PPK' nın fikirlerinde siyasi dalgalanmaların herhangi bir etkisinin olmadığı göze çarpıyor. Üyeler halen iç ve dış talep gelişimlerinin beklentileri paralelinde olduğunu vurgularken, iç talebin sağlıklı toparlanması, ihracatın ise zayıf küresel talep nedeniyle hız kesmesi ile ekonomik görünüm tasvir ediliyor. Ayrıca kredi artış oranı ve kurların enflasyon üzerine etkilerinin de yakından takip edileceği açıkça ortaya çıkıyor. Nisan ayında görülen önemli sıçrayışa karşın cari açık üzerinde toparlanmanın yansımasının, mevcut politika çerçevesi ve emtia fiyatlarının seyri ile sınırlandığına dair tespitin de duyuruda korunduğunu belirtelim. Duyuru metninde büyüme görünümü ile ilgili çizilen bu tablonun, Kurul' un değişen koşullara ilişkin görüşünü yansıtmaktan çok, geçmişe yönelik veri akışına ilişkin bir değerlendirmesi olarak okunabilir. 

PPK kararının olası piyasa yansımaları, nihai olarak bugün gerçekleşecek ABD Merkez Bankası (FED) toplantısı sonucunda netleşeçek. Eğer FEDvarlık alımlarının azalacağı yönündeki artan endişeleri gidermekte başarısız olursa, TCMB' nın önümüzdeki günlerde artan kur oynaklığı paralelinde daha sık ek sıkılaştırma kartını oynaması ve ortalama fonlama maliyetini %5 düzeyinin üzerine kalıcı şekilde taşıması mümkün olabilir. Böyle bir ortamın TCMB' nın son enflasyon raporunda ortaya koyduğu ve aşırı sermaye akımlarının finansal istikrar üzerinde yaratacağı olumsuz etkilere düşük faiz hadleri ve makroihtiyati sıkılaştırma ile karşı koymaya çalışacağı baz senaryosundan oldukça uzakta kalacağını söylenebilir. Sermaye akımlarındaki azalışın kalıcı olması halinde ise mevcut çerçevenin yeterliliğinin sorgulanabileceğini ve TCMB' nın TL üzerinde oluşabilecek baskılara karşın sırası ile son dönem döviz Zorunlu karşılıkları ve Rezerv opsiyon karşılıkları artışlarını geri almak ve politika koridorunu genişletmek opsiyonlarını değerlendirebileceğini düşünüyorum.