Dünyadan ayrışıyoruz

Cihat Kaymas Ekonomist | 06 Ekim 2011 | Güncel

GEÇTİĞİMİZ hafta, Kredi Derecelendirme Kuruluşu S&P'nin, ülkemizin yerli para cinsinden kredi notunu artırmasını sizlerle paylaşmıştım. Bu haberin ardından gözler, diğer derecelendirme şirketlerine çevrildi. Geçen hafta bu beklentiler dahilinde, yurtdışındaki olumsuz gelişmelere adeta kulağını kapatan ve duymayan piyasalarda pozitif bir havanın varlığını sürdürdüğünü gördük.

Yunanistan'ın, bu yılki bütçe açığı hedefini, aldığı yardımlara rağmen tutturamayacağını açıklaması, Avrupa'da yaşanan borç sorunları ve tüm bunların, özellikle Avrupalı bankaları olumsuz etkilediğini görmekteyiz. Denizbankın sahibi olan Dexia Grup oldukça zor günler geçiriyor. Dexia salı günü yüzde 30'a yakın değer kayıpları yaşadı. Bu nedenle Fransa ile Belçika hükümetleri ve merkez bankaları birlik olup, Dexia'yı korumak için gerekli tüm tedbirleri alacaklarını bildirdiler. Bu Avrupa'da bankaların sorunlarını ateşleyen fitil olabilir. Son dönemde cevap aranan bir diğer önemli soru; Yunanistan Avrupa Birliği'nden mi, yoksa sadece ekonomik birlikten mi çıkarılmalı? Görünen o ki, Yunanistan'ın birlikten çıkarılması AB'li liderler tarafından, Avrupa para birimi Euro'nun geleceği açısından riskli görülerek gündeme dahi alınmamakta. Bu durumda yapılması gereken tek çözüm kalıyor; Yunanistan'a kredi vererek borçlarını ertelemek, böylece sorunun çözümünü geciktirmek. Geciktirmek diyoruz çünkü, Yunanistan'ın içinde bulunduğu duruma rağmen halen bütçesinde yeterince sıkılaştırmaya gitmediği, çıkış için gerekli önlemleri alma konusunda isteksiz olduğu çok açık.

Piyasalar tarafından tüm bunlar yakından izlenirken, Euro'ya olan güven giderek azalmakta. Krizin ilk dönemlerinde dolara karşı kısmen güçlü seyrini koruyan Euro, içinde bulunduğumuz güvensizlik ortamında dolar başta olmak üzere diğer ülke para birimleri karşısında göreceli olarak değer kaybediyor. Euro/Dolar paritesindeki 1.45 seviyelerinden, 1.32 seviyelerine yaşanan geri çekilme bunun sonucudur.

Yurtiçine bakıldığında geçtiğimiz hafta kredi derecelendirme kuruluşlarından daha önce yaşanan not artışına ilave yeni not artışlarının geleceği beklentisi İMKB cephesinde hakim olurken, bu beklenti İMKB'de yurtdışından pozitif bir ayrışmaya sebep oldu. Haftaya 55 bin 216 seviyesinden başlayan İMKB-100 endeksi 59 bin 693 seviyesinden haftalık kapanış gerçekleştirdi.

Faiz cephesi sakin seyrini korurken, önceki haftalarda yaşanan kısmi değer kaybının azaldığını söylemek mümkün. İMKB-100 Endeksi haftanın ikinci günü birinci seansı 797 puan eksilerek 58 bin 661 puandan kapadı.

Dünyada yaşanan olumsuz gelişmelerin beraberinde getirdiği risk olgusundaki azalış, kendini en fazla gelişmekte olan piyasaların yerel para birimlerinde değer kaybı olarak gösteriyor. Dolar gelen talebin yurtdışı kaynaklı olması, TL'nin bu değer kaybına, bizim Merkez Bankamızın doğrudan müdehale etmemesini beraberinde getirdi. Ülkemizde de son gelişmelerin en büyük etkisi Dolar/TL tarafında yaşandı. Euro/Dolar paritesinde yaşanan düşüşün de etkisiyle Dolar/TL 1.89 seviyelerine kadar yükseldi. Son olarak, salı günü Merkez Bankası doların yurtiçinde yükselişine müdahale etmek için maksimum 140 milyon dolar tutarında döviz satım ihalesi açtı. Doların artması nedeniyle etkilenen bir diğer piyasa da altın oldu. Yurtiçindeki altın fiyatlarının, yurdışından belirlendiği gözönüne alındığında, doların yurtiçinde yükselişi de altın fiyatlarını doğrudan etkiledi. Sonuç olarak altının onsu 1665 dolar seviyesine kadar yükseldi. Emtia tarafında altında yaşanan yükselişe karşın, petrolde düşüş yaşanıyor. ABD ham petrolü 76.2 dolara, brent petrolü 100.5 dolardan işlem görüyor.

Son olarak enflasyon verilerine değinmekte fayda var; tüketici fiyat endeksi TÜFE Eylül 2011 döneminde 0.75 artış kaydederken, ÜFE'de aynı dönemde 1.55 artış kaydetti. Merkez Bankası yaptığı açıklamalarında yılsonu enflasyon hedefinde bir sapma oluşacağını belirtirken enflasyonun yılsonundan itibaren düşüşe geçeceği görüşünde. Bu arada Merkez Bankası ve siyasi otoritenin artan enflasyona karşı söylediği "Enflasyon yükseliyor ama, çekirdek enflasyon düşük kalıyor" tezi artık geçerliliğini kaybetti, Çekirdek Enflasyon daha yüksek seviyeye geldi.

Yurtiçi gündemi bir tarafa bırakan mali piyasalar, gelecek haftada yurtdışını takip ediyor olacak. 6 Ekim'de Avrupa Merkez Bankası (ECB) toplantısı önemini koruyacak. Toplantıdan piyasaları ilgilendiren doğrudan bir sonuç beklenmezken, Yunanistan'ın borç sorununa yönelik politikalar ve bundan sonra ECB'nin uygulayacağı faiz politikaları hakkında verilebilecek ipuçları piyasaların yakından takip edeceği gündem maddeleri olacak. Aşırı dalgalı işlemlerin gerçekleştiği bu günlerde pozisyon almadan önce mutlaka piyasalara uzaktan bir bakmanızı tavsiye ediyorum. Aksi takdirde fırsatları değerlendireyim derken, büyük kayıplar yaşayabilirsiniz