BONO-ÇEK KARŞILAŞTIRILMASI VE KARŞILIKSIZ ÇEK KEŞİDE ETME SUÇU HAKKINDA GENEL BİR DEĞERLENDİRME

Abdurrahman Kaymak Avukat | 26 Ekim 2011 | Güncel

Türk Ticaret Hukukunda kambiyo senetleri olarak tanımlanan poliçe, bono ve çek, nakit dışında kalan ödeme araçlarıdır. Poliçe, uygulamada yok denecek kadar az kullanılan bir ödeme aracı iken, bono ve çek ticari hayatımızın vazgeçilmez ödeme araçları arasındadır. Bono halk arasında senet olarak tanınmakta ve bilinmektedir. Çekte bilindiği gibi bankalarda açtırılan çek hesapları aracılığı ile sahip olunan, yani bankalardan temin edilen bir ödeme aracıdır. Bono ile çek arasında şekli farklılıklar dışında ödeme amacı noktasında çok da fark söz konusu değildir. Bir kere, ikisi de ifa uğruna edimdir. Diğer bir ifade ile çek veya bono vermekte borç ödenmiş olmaz, borcun ödenebilmesi için çekin ya da bononun karşılığının ödeme günüde banka hesabında veya elde hazır bulundurulması gerekir.

Sonuç olarak; çek keşide ederek ya da senet (bono) düzenleyerek alacaklıya vermek borcun ödendiği anlamına gelmez. Peki bunun hukuki sonuçları nelerdir? Bir kere; kambiyo senetleri olan senet ve bonoya dayanan alacak için kambiyo senedine dayanan takip yapılabilir, bu takibe adi icra takibinden farklı olarak 7 gün içerisinde değil, 5 gün içerisinde  itiraz edilebilir, ya da bu süre içerisinde borç ödenebilir. Aksi takdirde ( 5 günlük süre geçtükten sonra) icra takibi kesinleşir ve haciz işlemlerine başlanabilecektir.

Yukarıda kısaca açıklanmaya çalışılan olasılık, ödeme günüde senet ya da çekin karşılığı olan bedelin hazır edilmemesi halinde söz konusu olabilir. Buna hukuki sorumluluk denir. Çekte hukuki sorumluluğun haricinde (bonodan farklı olarak) ayrıca birde cezai sorumluluk vardır.

Uygulamada avukatlar şu şekilde hareket etmektediler; alacak bonoya dayanıyorsa ve ödeme gününde bedel ödenmemiş ise, en kısa zamanda kanbiyo yolu ile icra takibi yapmaktadırlar. Ancak, alacak çeke dayanıyor ise; iki hukuki mekanizma aynı anda işleme konmaktadır. Bir taraftan, kambiyo yolu ile icra takibi yapılırken, diğer taraftan eş zamanlı olarak karşılıksız çek keşide etme suçu söz konusu olduğundan savcılığa suç duyurusunda bulunmaktadırlar. Bu durumda borçlu bir taraftan haciz tehdidi altında iken, diğer taraftan adli para cezası ve hapis cezası ile yargılanmaktadır. Bu durum, borçlu açısından son derece zor şartların habercisidir. Öyle ki, sırf çek keşide ettiği için ve parası olmadığı için ceza evine girmek zorunda kalan insanlar söz konusudur. Tabi ki, haklı olarak madem ödeme gücü yoktu niçin çek keşide etti diyenlerde olacaktır ve bu eleştiri haklı bir eleştiridir.

Burada biraz daha açıklayıcı olmak adına, bir hususa daha değinmek isterim. Çek karnesinin sahibi olan ve çeki ilk imzayıp dolduran kişi olan keşideci cezai sorumluluk ile karşı karşıyadır. Yoksa çeki ilk eline alan hamil, ve daha sonradan çeşitli haklı nedenlerle çeki elinde bulunduran kişiler, çekin ödeme günüde karşılığının olmaması halinde cezai sorumluluk sahibi değillerdir. Onların sorumluluğu sadece hukukidir. Yani çek karşılığı olan bedelin ödenmesidir. Örnek vermek gerekirse; çek karnesi sahibi A ticari ilşiki gereği borçlu olduğu B'ye çek vermiş olsun, B'de C'ye olan borcu için çeki C'ye, C de D'ye teslim etmiş olsun. Bu durumda çekin ödeme günü olan 01.01.2012 tarihinde bankada karşılığı yok ise, sadece A cezai bakımdan sorumlu olacaktır. Ancak, A-B-ve C birlikte  ve aynı anda D'ye karşı hukuken sorumlu olacaklardır. Yani D isterse aynı anda A-B ve C icra takibi başlatabilir ve alacak ödeninceye kadar A-B ve C'ye karşı haciz işlemi uygulayabilir. ( örnek bono üzerinden olsaydı, A-B ve C'ye karşı D çekte olduğu gibi haciz işlemi uygulayabilecektir.)

Burada önemli olan ve açıklanmsı gereken bir diğer önemli hususta; örnekten hareketle B'nin ben çeki C'ye verdim ama borcumu zaten A'ya ödemiştim demesinin bir önemi olmamasıdır. B'nin böyle bir savunmada bulunması D bakımından önem arz etmez. B parayı öder ve ödediği miktarı gider A'dan tahsil eder.

Bu nedenledir ki; çek ve bono keşide etmek sorumluluk gerektirir. Piyasada tedavül yeteneği olan bu ödeme vasıtaları her an bir başkasının eline geçebileceğinden, risk daima vardır. Riski azalmanın yolu ödemeyi yapanın ödemeyi yapması ile birlikte verdiği çekin iadesini talep etmesi ve gerçekleştirmesidir.

Karşılısız çek keşide etme şucunun işlenebilmesi için ödeme günü olarak belirlenen günde banka hesabında çek üzerinde yazılı olan miktarın bulunmaması yeterlidir. Yani ceza yargılaması için aranan başka bir şart söz konusu değildir. Eski yasa döneminde çek üzerinde bir vade(ödeme günü belirlenmiş olsa da ilgili tarih gelmeden çek bankaya götürülüp, karşılığı hesaptan tahsil edilebiliyordu. Eğer hesapta yeteri kadar nakit yoksa, suç işlenmiş kabul ediliyordu. Buradan hareket ile çek bakımından görüldüğünde vade kavramı kullanılmaktaydı. Yani çeki elinde bulunduran kişi, çek üzerindeki tarih daha gelmemiş bile olsa ödeme talep edebiliyordu. Örnek vermek gerekirse, 01.01.2000 tarihinde üzerinde vade tarihi 01.05.2000 tarihi yazan bir çek düzenlense bile çeki elinde bulundura 01.05.2000 tarihi gelmeden dilerse 01.01.2000 tarihinde bile (aynı gün) bankaya giderek çekin karşılığını tahsil edebilir ve karşılığı yoksa savcılığa suç duyurusunda bulunabiliyordu. Ancak, şuan da yürürlükte bulunan çek yasası ile çek üzerindeki vade ödeme günü olarak belirlenmiş ve belirlenen bu tarih gelmeden çekin karşılığının bankadan talep edilmesinin önü kapanmıştır. Ayrıca bankaya üzerinde yazan tarihten önce ibraz edilen ve arkasına karşılığı yoktur yazılan bir çek için de artık ödeme günü gelmiş olsa bile savcılığa suç duyurusunda bulunularak bir sonuç elde edilemeyecektir. Zira, bu olasılık bakımından mahkemeler ceza değil, bereat kararı vermektedirler.

Yukarıda izah edilmeye çalışılan konu çok teknik ve detaylı olmasına rağmen, burada olabildiğince yalın ve sade izah edilmeye çalışılmış ve konunun detayına ilişkin değerlendirmelerden kaçınılmıştır.

Okuyucuya fayda sağlaması dileği ile,

Saygılarımla,

Av.Abdurrahman Kaymak