YENİ YASANIN GETİRDİĞİ YENİLİKLER

Abdurrahman Kaymak Avukat | 21 Şubat 2012 | Güncel

YENİ YASANIN GETİRDİĞİ YENİLİKLER

Uzun sayılabilecek bir aradan sonra siz değerli hemşerilerime ve web sayfamızı takip eden değerli okuyuculara tekrar merhaba diyebilmenin mutluluğunu yaşıyorum. 

03.02.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 6273 sayılı Çek Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile yürürlükte bulunan 5941 sayılı Çek Kanunu'nda beklenen değişiklik gerçekleştirilmiştir. Anılan değişiklik ile uygulamada hapis cezası olarak bilinen yaptırımın yerini idari yaptırım cezası almıştır.5941 sayılı yasanın karşılıksız çek keşide etme suçuna karşı yaptırımı adli para cezası idi. Ancak, para cezası zamanında ödenemediğinden hapis cezasına çevriliyor ve uygulamada da karşılıksız çek keşide etme suçunun yaptırımının hapis cezası olduğu düşünülüyordu. 03.02.2012 tarihli Resmi Gazete ile yürürlüğe giren 6273 sayılı yasa ile karşılıksız çek keşide etme suçunun cezası idari yaptırım kararı olarak çek hesabı açma ve çek keşide etme yasağı olarak karşımıza çıkmaktadır. Yasa, 03.02.2012 tarihinden önce karara çıkmış tüm dosyalar, ceza infaz kurumunda anılan suçtan dolayı hükümlü bulunan kişiler bakımından da geçerlidir. Yani, yeni yasa hükümlülerin tahliyesine imkân tanımaktadır. Henüz kesinleşmemiş ve karara çıkmamış dosyalar bakımından ise verilecek karar çek hesabı açmaktan ve çek keşide etmekten yasaklanmak olarak karşımıza çıkmaktadır.  6273 sayılı yasa ile mahkemelerin verdikleri bu kararlara karşı yasa yolu temyiz kanun yolu değil, itirazdır. Yani yerel mahkemelerin verecekleri beraat veya çek hesabı açma ve çek keşide etme yasağı kararlarına karşı artık Yargıtay'a temyiz yolu ile başvurulmayacak, verilen kararlara karşı kararı veren mahkemeden bir üst mahkemeye başvurulacaktır. Kararı veren mahkeme Asliye Ceza Mahkemesi ise Ağır Ceza Mahkemesi'ne başvurulması gerekecektir. Başvuru süresi ise temyiz kanun yolunda olduğu gibi 7 gündür.Çek hesabı açma ve çek keşide etme yasağı kararı verilmesinden sonra söz konusu karar, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'na bildirilecektir. Söz konusu yasağın kalkması için ilgilinin çek bedelini çekin üzerinde yazılı olan düzenleme tarihine göre ibraz tarihinden itibaren başlayacak 3095 sayılı Kanuna göre ticari temerrüt faizi ile birlikte ödemesi ve kararı kalkması için kararı veren mahkemenin bulunduğu Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurması gerekmektedir.Çek hesabı açma ve çek keşide etme yasağı her hâlükârda Merkez Bankası kayıtlarına yasağın işlendiği tarihten 10 yıl geçmekle re'sen silinecek ve ilan edilecektir. Son bir hatırlatma da çekte erken ibraz yasağının 31.12.2017 tarihine kadar devam edecektir. Yani, üzerinde yazan vade/ibraz tarihinden önce bankaya ibraz edilen çekler bakımından erken ibraz nedeni ile çek keşide eden hakkında idari yaptırım kararı verilmeyecektir.

YENİ YASANIN DEĞERLENDİRİLMESİ Bir ödeme aracı olarak çek vade tanıyan bir imkân değildi ve olmamalıdır. Çekin ibraz gününden önce bankaya sunulması ülkemizin yaşadığı ekonomik sorunlar nedeni ile yasama organı tarafından engellenmiştir. Çek, tacirler arasında para ile eş değerde görülmüş ve üzerinde yazan ibraz tarihi ticari ahlak ve iyi niyet kuralı olarak uygulanmıştır. Ancak, erken ibraz hakkının kullanılmasında da yasal hiçbir engel düzenleme öncesi yoktur. Erken ibraz imkânı ve karşılıksız çeklerde hapis cezasına dönüşen adli para cezası uygulaması çek kullanan tacirleri borçları ödemeye zorluyordu. Erken ibraz imkânının ortadan kalması ile yasama organı çekin doğasında olmayan bir vade tarihini ekonomik gereksinim ve çekinceler ile oluşturmuş oldu. Bu siyasi tercih ekonomik nedenler ile bir ölçüde anlaşılabilir gibi gözükse de hapis cezasına dönüşen adli para cezası yaptırımının kaldırılmış olması yerinde olmamıştır. Karşılıksız çek keşide etme suçunun mağduru çek keşide edenlermiş gibi bir değerlendirme içine girilmesi ve asıl mağdur olan alacaklıların göz ardı edilmesi yerinde olmamıştır. Alacağını tahsil etme noktasında tek imkânı caydırıcı hapis cezası olan alacaklıların alacaklarını tahsil etmeleri oldukça güçleşmiştir.Söz konusu problemi aşmanın yolu çek keşide eden ve alacaklı bakımından doğrudan yasal düzenlemeler yapmak değildir. Asıl sorun, çek karnelerini kolayca veren bankaların yasal sorumluluklarının belirlenmesidir. Neredeyse her önüne gelene kolayca çek karnesi veren bankaların da yaşanan problemde payları olduğu gözden kaçırılmamalıdır. Örneğin, çek karnesi veren bankaların yasal sorumluluğu çek yaprağı başına 500-600 TL olmamalıdır. Bankalar çek bedelini tamamından alacaklıya karşı sorumlu olmalıdır. Bu türden bir sorumluluk içinde çek karnesi sahibi olmak isteyenler belirli miktarda bir teminatı bankalara göstermeli ve teminat karşılığında çek karnelerini teslim alabilmelidirler. Örneğin çek hesabından 1000 TL'lik teminatı olmayan bir kişi 1000 TL'lik bir çek keşide edememelidir. Böylece karşılıksız çıkan çeklerin karşılığı teminat hesabından kolayca karşılanarak alacakların mağdur edilmesi engellenmelidir. Keşide ettiği çekler (örneğin 10 çeki karşılıksızdır işlemi görenlere) karşılıksız çıkanlara çek hesabı açma ve çek keşide etme yasağı vb bir yaptırım uygulanmalıdır.

SONUÇ : İzah etmeye çalıştığımız husus yasanın içerik olarak hatalı olduğudur. Alacaklıların mağduriyetini giderecek bir metot geliştirmeden karşılıksız çek keşide etme suçu bakımından yapılan değişiklik hakkaniyetli olmamıştır. Düzenleme alacaklıların mağduriyeti gidermediği gibi alacaklarına kavuşma noktasındaki beklentilerini de zora sokmuştur. İlerleyen süreçteki yasal beklentimiz alacaklıları koruma altına alan hakkaniyetli bir yasal düzenlemenin yapılmasıdır.

Saygılarımla,

Abdurrahman Kaymak             

Avukat