ANNEM FERHUNDE VE KANDIRA FOLKLORU

Prof.Dr Prof. Dr. Atilla Çetin | 19 Mart 2012 | Güncel

 

GÖNÜL DERYAMDAN 

ANNEM FERHUNDE VE KANDIRA FOLKLORU 

Prof. Dr. Atilla Çetin

 

    Kandıra doğumlu olan annem Ferhunde Çetin (Aile Soyadı: Öztuğ, d.1922 - ö.1995) 'Allah gani gani rahmet eylesin' , Kandıralı eski ve köklü bir ailedendi. Odun ve kereste tüccarı Emin Ağazâde Nazmi Bey'in tek kızı Remziye (ö.1995) ile kundura ustası Şaban Efendi'nin (ö.1957) en büyük çocuğuydu. İki kardeşi daha vardı. Annem Aydınlık Mahallesi'nde atası Emin Ağa'nın yaptırdığı büyük evde doğmuştu. Evin önünde bütün komşularının yararlandığı, büyük mermer taşlı, güzel bir su kuyusu vardı. Kuyuyu Emin Ağa açmıştı. Suyu soğuk ve lezzetliydi.

    Annem evlenene '17 yaşına' kadar (1939) Kandıra'da yaşamıştı. İzmit'te akraba ve arkadaşları vardı. Onları ziyaret ederdi. Memur olan babamla Anadolu'nun çeşitli yerlerini dolaşmıştı. Annem irade ve azim sahibi, yetenekli, zeki, inançlı bir insandı. Büyüklerinin söz ve tavsiyelerini can kulağı ile aklına nakşeden annem, doğduğu şehir olan Kandıra'yı ve değerlerini seven, onlarla gurur duyan bir kişiydi. Babamın memuriyet yıllarında annem, Anadolu'dayken hep Kandıra özlemi çekerdi. Çocukluğunda ve gençliğinde işittiği masalları, ninnileri, özlü sözleri, deyişleri, duaları, manileri, şarkı ve türküleri bana ve kız kardeşim Aylin'e defalarca anlatır ve söylerdi. Bize Kandıra sevgisini aşılayan annemin, anlattıklarını hayranlıkla dinlerken, gönlümüz ve ruhumuz şenlenirdi. Bunları zamanında yazıya geçirmediğimizden dolayı kimileri geçen yıllar içerisinde unutulmuş, kimileri ise hafızamızda bölük pörçük kalmıştır.

    Şu bir gerçek ki annemiz aracılığıyla şuuruna vardığımız; İzmit' in 50 km kadar kuzeyinde, denize yakın, ormanlar ve toprak ürünleriyle çevrili, buranın yerlilerinden Türkmen ve Manavların yaşadığı, Osmanlı'nın ilk fetih yerlerinden biri olan bu kasabada çok zengin bir folklor mirası yatmaktadır. Bir kısmı unutulsa da özellikle yaşlıların akıllarında ve gönüllerinde zengin Kandıra folklorunun izlerini ve yansımalarını bulmak mümkündür. Giden gitmiş, kaybolan kaybolmuştur. Yine de kalanları yok olmaktan kurtarmak büyük bir hizmettir. Kandıra ve geleceğimiz için  cân-ı gönülden çalışacak "baba yiğitler" lâzımdır. Kandıra için yapılan çalışmalar arasında merhum Kandıralı Mülkiye mezunu Muzaffer Uyguner'in, Kandıra folkloruyla ilgili yayınladığı yazılar takdire şayandır.

    Annem Ferhunde'nin bize anlattığı masallar arasındaki "Dev Masalı'nda,  kendisini güzel sanan çirkin bir dev, yanındaki kurbağa ile , bir köprü başında durup, gelip geçene: "Hangimiz güzeliz ?" diye sorar ve cevabını beğenmediği kişilerin başını keser. Ancak "Gönül kimi severse, güzel odur" cevabını veren bir kişinin canını bağışlayıp, onu ödüllendirir.

    Hatırımda kalan bir başka masal ise "Dokuma Ustasının Masalı'dır. Çalışırken "kişi ne ederse kendine, gene kendi kendine" sözünü tekrarlayan bu ustanın komşusu olan bir kadın, bu sözlere sinirlenip, ustaya zehirli bir yemek getirir. Usta bu yemeği sonra yemek için ayırır ancak, komşu kadının oğlu o sırada ustanın yanına gelir. O sırada aç olan çocuk, ustanın yanındaki zehirli yemeği görür, ondan ister ve yemeği yiyen çocuk oracıkta ölür.       

    Annemin bize anlattığı diğer masallar: İyiliğin de Kötülüğün de Kaynağı Dil Masalı, Dokuma Ustasının Masalı, Kabacım Kabacım Beni Bırakıp Giden Babacım Masalı, Üç Kız Kardeşin Masalı, Kuruya Bas da Yaşını Atla da Gel Masalı ve başkaları...

    Masallar dışında annemden duyduğum bazı atasözleri, özlü sözler ve deyişler de şunlardır:

  • "Doğru olun, dürüst olun. Allah doğruların yardımcısıdır. Doğru olan eğilir, asla kırılmaz."
  • "Saf olma, nazik ol."
  • "Asilden kemlik gelmez."
  • "Ben mayasız hamur taşırdım."
  • "Kefil ol, rezil ol."
  • "Ak gün ağartır, kara gün karartır."
  • "Elinle ver, ayağınla al."
  • "Ne umulur, ne doyulur."
  • "Ben bu memlekette hiçbir şeyin ucuzladığını görmedim."
  • "Sık gitme dostuna yatar arka üstüne, seyrek git dostuna kalkar ayak üstüne."
  • "Zengin idin hani senin takıntın, şişman idin hani senin sarkıntın."
  • "Dışarı gidince gökyüzüne, misafirliğe gidince ev sahibinin yüzüne bak."
  • "Yoksul insan azamaz."
  • "Akıl temkinli olmayı öğütler."
  • "Aklı başında adam 35 yaşına kadar evini yapar, kurar."
  • "Aileden alınan terbiye esastır."
  • "Evini temiz tut, gafil misafir olur; bedenini temiz tut, gafil ölüm olur."
  • "Ağır ol, ağa ol."
  • "Biz leyleğin attığı yavruyuz."
  • "Kenarında yedek akçen kara gün için bulunacak."
  • "Elden vefa, zehirden şifa gelmez oğul, gelmez."
  • "Dünya yıkılsa bir kalbur samanım yok."
  • "İnsanoğlu çok acımasız."
  • "Elden gelen övün olmaz o da vaktin de bulunmaz."
  • "Temiz giyinin, dik yürüyün."
  • "Kenarına bak, bezini al; anasına bak kızını al."
  • "Soyu soydan, köpeği mandıradan al."
  • "Ahlatın (armudun) iyisini ayılar yer."
  • " Küçücük serçe kuşu bile sabahleyin cik cik ötüp, Tanrı' ya şükreder, sonra rızkını arar."

    Güzel masallar, deyişler, atasözleri ve özlü sözlerle gönlünüz dolsun, bahtınız açık olsun efendim. Annem Ferhunde'nin ruhu şâd ve mesrur olsun!

 

                                                                                                                     İzmit                                                                                            

                                                                                                               14.03.2012