Sermaye piyasası

Cihat Kaymas Ekonomist | 07 Eylül 2011 | Güncel

Saygıdeğer Kandıra' lı Hemşehrilerim, 


Mübarek Ramazan Bayramını geride bıraktık, hepinizin bayramını tekrar tebrik ederim. Bayram ertesi yeni başlangıçlar yapılacak. Bütün bu başlangıçların  Milletimize sağlık ve huzur getirmesini diliyorum.

Adli tatil biterek yeni adli yıl başlayacak, T.B.M.M. de yeni yasama dönemi başlayacak, Okullar açılacak, Futbol liglerinde ve Televizyonlarda yeni sezon başlayacak vs.

Bu konulara ayrıntılı değinmeyerek, sadece sizlerin Sermaye Piyasalarına biraz daha ilgi duymanızı sağlamaya çalışacağım.

Biliyorsunuz Sermaye Piyasaları ve Finans sektöründe yaklaşık 20 yıldır dirsek çürütüyorum.

Halkımızın Sermaye Piyasalarına ne kadar soğuk olduğunu bildiğim için, bu cihete dikkat çekerek, konu hakkında daha ayrıntılı bilgiler vermeye çalışıyorum. 1990 lı yıllardan sonra ülkemizde her 4-5 yılda bir ekonomik krizlerin yaşanması bir gelenek haline gelmişti. 1994 yılında yaşanan ve bir gecede dövizin iki katına çıktığı ( hatırlarsanız Alman Markı 7000 TL' den 14000 TL' ye çıkmıştı.) 5 Nisan kararlarının alındığı Kriz, 1998 yılında Rusya' dan başlayarak bizi de içine alan Ekonomik Kriz, 2001 yılında Ülkemizin en büyük bankalarının da içinde bulunduğu ( Pamukbank, Demirbank gibi ) 23 tane bankanın batması ve bu bankalara devlet tarafından el konulmasıyla sonuçlanan Bankacılık kaynaklı Ekonomik Kriz. Dönemin  Ekonomi yönetimi tarafından bir gecede verilen, bankalardaki mevduata  sınırsız garanti ile bu bankaların zararları bir şekilde tüm halkımızın sırtına yüklenerek sonuçlanmıştı. (2008 yılında başlayan küresel ekonomik krize değinmeyeceğim) 2002 seçimleri ile yeni bir siyasi düzen yapılanması gerçekleşerek, uzun bir aradan sonra tek başına iktidar olan güçlü bir siyasi otorite işbaşına geldi. Tüm dünyada ülkemize aşırı bir teveccüh oluşmaya başlamıştı. Yabancılar gözlerini kapatıp İstanbul Menkul Kıymetler Borsası' ndan oldukça yüklü alımlar yapmaya başladılar. İMKB endeksi Kasım-2002 tarihinde 10000 seviyelerindeyken,  Yabancıların hızla alım yapmalarıyla birlikte Kasım-2007  tarihinde Endeks 58000 seviyelerinin üzerine kadar çıktı.  Yani 5 yılda yaklaşık 6 kat para kazanıldı. Bugün itibariyle de 55000 seviyelerinde olan İMKB-100 Endeksi Kasım-2010 da ise 72000 seviyelerini gördü. Ben en üst  ve en alt sınırların yakalanamayacağı varsayımıyla 10000 ila 58000 seviyelerini gösterge almaya çalıştım. Burası çok önemli değerli  dostlar,  2002 yılında İMKB de bulunan aktif müşteri sayısı 1 milyon 10 bin kişi civarında iken, bugün itibariyle yaklaşık 1 milyon 67 bin kişidir. Yani Sermaye piyasalarına gelen müşteri sayısı artmazken Endek yaklaşık 6 kat büyümüştür. 2002 yılı seçimlerinden bugüne kadar çok önemli bir siyasi kriz yaşanmamış olmasına rağmen yatırımcı sayısı artmamıştır. Şimdi gelelim en önemli ayrıntıya,  bu artıştan kimler faydalandı, tabii ki yabancı yatırımcılar. Yabancı yatırımcılar bir dönem İMKB de bulunan hisse senetlerinin %72 sine sahip oldular. Bugün itibariyle İMKB de yaklaşık %63 yabancı payı mevcuttur. Hisse senetlerindeki bu artıştan tüm yatırımcıların faydalanmasını istiyorum. Halkımızın bir çoğu yaıtımlarını yastık altında geğerlendirmeye çalışıyor. Ülkemizde yaşanan Cari açığın ve tasarruf açığının çözümü, yastıkaltı dediğimiz atıl iç tasarrufları yatırıma kanalize etmektir. Benim tahminim, Ülkemizde yaklaşık 300 ila 500 milyar TL ye yakın değerde yastık altında  Altın bulunmaktadır. Ben bir açıklama yaparak, önemli bir yanılgıyı ortadan kaldırmak istiyorum. Tasarruf yapmak demek kesinlikle yastıkaltına Altın atmak, parayı kasada saklamak, veya devletin daha az harcama yapması anlamına gelmemektedir. Böyle yapılan tasarruf  ne ülke ekonomisine ne de kendi ekonominize bir katkı sağlar. Elimizde bulunan likidite piyasada dolaşmadığı için, İşsizliği önlemek için Fabrika yatırımları yapan ve paraya ulaşmaya çalışanlar daha yüksek faizlerle bankalara borçlanmak zorunda kalırlar. Yüksek faizler de Dünyada zaten çok düşük olan faizlerden para kazanamayan Yabancı Fonları sıcak para olarak  yurtiçene çeker ve cari açık artmaya devam eder. Atıl bulunan likidite ekonomiye kazandırılmazsa daha da kötü ekonomik sonuçlar doğar, Yapılan yatırımlar için finans bulunamaz, yatırımlar durma noktasına gelir ve bunun doğal sonucu olarak işsizlik sorunu ortaya çıkar. Ülkemiz, kayıtlı olarak, yaklaşık %10 gibi bir işsizlik sorunuyla boğuşmakta olup, bu rakamın büyüklüğü dikkatten kaçmamalıdır. Bunu engellemek için, tasarrufların ülkedeki yatırımların finanse edilmesi için kullanılması ve daha az ithalat yapılması,  ithal ikamesi politikasının uygulanması gerekir. Eğer İllaki Altına yatırım yapmak istiyorsanız, bire bir gram Altın ile korelasyonu bulunan Altın fonları bulunmaktadır. Hatta ve hatta piyasaya çıkarılan ve %100 anapara garantili Altın Fonları mevcut, bu fonlarda kayıp yaşamayacağınız gibi saklama maliyetinden kaçınmış ve ülke ekonomisine katkı sağlamış olursunuz.

Sermaye piyasaları konusunda, Kocaeli Kandıralılar Derneğinin Mart-2011 toplantısında beni konuşmacı olarak davet etme nezaketinde bulunan tüm yöneticilere, Özellikle Dernek Başkanı Sayın Erdoğan ALKAN' a, Sayın Ahsen OKYAR' a, Sayın Günay GÜLCÜ ve Sayın Erdal BAYKARA' ya teşekkür ederim.

Bu toplantı vesilesiyle, katılımcılardan sadece 4-5 hemşehrimin Sermaye Piyasasıyla ilgilendiği bilgisi beni gerçekten üzmüştü. Sözkonusu toplantıda Kandıralı hemşehrilerimizin gelecekleri için mutlaka yatırım yapmaları gerekliliğini vurgulamaya çalışmıştım. Birikimlerinizin ülke ekonomisine de katkı sağlayacak şekilde yönlendirmenizi istemek sanırım bir ekonomist olarak görevim diye düşünüyorum.

Daha sağlıklı, huzurlu, mutlu ve bol kazançlı günler diliyor, hepinize saygılar sunuyorum.

CİHAT KAYMAS