Orta vadeli program (OVP) açıklandı…

Cihat Kaymas Ekonomist | 10 Ekim 2012 | Güncel

DÜN açıklanan, 2013-2015 dönemini kapsayan Orta Vadeli Programda, büyümeyi potansiyel seviyesine çıkarmak, istihdamı artırmak, kamu dengelerini iyileştirmek, enflasyonla mücadeleye devam etmek, cari işlemler açığındaki düşüş eğilimini sürdürmek, yurtiçi tasarrufları artırmak ve bunların sonucunda makroekonomik istikrarı güçlendirmek ekonomi politikasının temel amacı olarak belirlendi. Kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye' yi yatırım yapılabilir notu vermelerinin önünde engeller olarak sıralanan yukarıdaki iyileştirmeler piyasalar tarafından mutlaka olumlu algılanacağını düşünüyorum. Yeni OVP'da, gelirler, harcama ve borç stoku büyüklükleri gözetilerek makroekonomik istikrarın sürdürülmesine, özel sektör öncülüğünde bir büyüme sürecinin desteklenmesine, cari açıkla ve enflasyonla mücadele edilmesine yardımcı olacak bir yaklaşımla yürütüleceği belirtildi. ''Mali hedeflerden sapmaya yönelik güçlü emarelerin ortaya çıkması durumunda ise, gerekli politika müdahaleleri yapılacağı ve mali disiplininin korunacağı'' ifade edildi. Etkin bir kamu mali yönetiminin, giderlerin rasyonel bir şekilde yeniden gözden geçirilmesi ve kaynakların bu önceliklere göre tahsisini esas alması gerektiği belirtildi. ''Bu çerçevede, Mali Plan döneminde kamu gider mevzuatının rasyonelleştirilmesine yönelik çalışmalar sürdürülecek. Kamu idareleri, ödenek tavanlarını dikkate alarak belirlenen öncelikler çerçevesinde kendi kaynak tahsislerini gözden geçirecek ve önceliğini yitirmiş faaliyetler ile projeleri tasfiye edecekler.

'' İMKB-100 Endeksinin yurt dışı piyasaların geçtiğimiz ay gerisinde kalışını, Ekim ayının ilk gününden itibaren fazlasıyla telafi etmeye çalıştığını görüyoruz. Küresel ekonomik görünümdeki yavaşlama ve şirketlerin 3Ç12 dönem bilançolarının zayıf kalacağı beklentileri nedeniyle haftanın ilk günü Avrupa borsalarının ortalama %0.90, ABD borsalarının ise %0.35 değer kaybettiği günde, İMKB yatay seyrini sürdürerek, dirençli kalmaya devam etti. Geçtiğimiz hafta %4.15 oranında yükselen bankacılık sektörü hisseleri, Pazartesi günü %0.80 daha yükselirken, sanayi hisselerindeki %0.25'lik değer kaybı endeksin yatay kalmasına neden oldu. İMKB-100 Endeksi salı günü birinci seansta ise 7 puanlık artışla 67.442 yatay seviyesinden kapandı. 

Bu hafta geçtiğimiz haftadan farklı olarak ekonomik verilerden ziyade Avrupa cephesinde yaşanacak siyasi trafiğin, küresel hisse senetleri piyasası üzerinde daha fazla etkili olacağını tahmin ediyorum. Pazartesi günü başlayan ve dün de devam eden, AB Maliye Bakanları toplantısından son gelen açıklamalar, İspanya' nın mali yardıma ihtiyacının olmadığı, çünkü mali durumu düzeltmek için gerekli adımları attığı yönünde oldu. İspanya' nın mali yardım talep edeceği beklentisi son birkaç haftadır borsalar ve diğer riskli varlıkları destekliyordu.  

Dün, Almanya Başbakanı Merkel' in Atina' ya giderek, Yunanistan Başbakanı Samaras ile görüşmesi gereçekleşecekti. (ben yazımı hazırlarken henüz gerçekleşmemişti). Söz konusu görüşmenin AB Maliye Bakanları toplantısında yapısal reform çabaları ile övülen Atina' ya bir destek mesajı içereceğini tahmin ediyorum. Ancak, Yunan halkının sıkı ekonomik politikalara maruz kalmasının acısını Merkel' in ziyaretinde oldukça büyük protesto gösterileriyle çıkaracaklarını tahmin ediyorum. Çünkü bu yönde hazırlıklar yapıldığı biliniyor. Diğer yandan Merkel' in "Atina' ya gidiyor oluşum bir mali yardım beklentisi oluşturmamalı" şeklindeki açıklaması ise dikkat çekiyor. IMF ve AB yetkilileri ise Başbakan Antonis Samaras' ın alacağı cesur kararların, ülkenin borçlarının kontrol altında tutulması ve 31 milyar Euro' luk bir sonraki kredi diliminin serbest bırakılması açısından önemli olduğunu dile getiriyor. Yunanistan' ın bütçe önlemleri ve reformlar konusunda kendisinden beklenen adımları ise, AB liderlerinin 18 Ekim tarihinde gerçekleştireceği toplantıdan önce atması gerekiyor.